Geçen yıl arkeoloji sahasında kayda değer ilerlemeler kaydedildi. Türkiye genelinde müze kazıları dışındaki çalışmalarla yaklaşık 200 arkeolojik kazı yürütüldü ve bu süreç, Anadolu’nun binlerce yıllık yaşamını gün yüzüne çıkarmaya devam etti. Bir arkeoloğun emeği, çoğu zaman görünmeyen ter ve çabadan doğan sonuçlarla ilerliyor; bu da yaşamın kökenini ve toplumsal organizasyonları anlamamıza olanak tanıdı.
Kurumsal çerçevede, Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu yöneticisi Nezih Başgelen ile 2025’in önemli beş kazısını konuştuk. Ayrıca Göbeklitepe ve Karahantepe’nin özüne dair özetleri Prof. Dr. Necmi Karul paylaştı. 2021 yılında Taş Tepeler adıyla başlayan Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları Projesi kapsamında, Harran Ovası çevresindeki 10 farklı alanda çalışmalara devam edildiğini gördük. Bu projede dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen araştırmacılar, 36 kurumun katılımıyla 15 Türk ve 21 yabancı olmak üzere görev alıyor; restorasyon ve koruma çalışmaları da Geleceğe Miras Projesi’nin parçası olarak sürdürülüyor.
Öne çıkan beş kazı şu şekilde özetlenebilir: Taş Tepeler Projesi ve müze kazıları, İznik’teki mozaikli taban ve Hisardere kazıları, Van’daki Urartu keşifleri, Gordion’daki Frig tümülüsü ve Datça’daki Osmanlı Batığı.
URFA EZBER BOZDU Başgelen, Şanlıurfa’da yürütülen kazıların ve keşiflerin özellikle Karahantepe’de şaşırtıcı bulgular sunduğunu vurguluyor. BD yapısında zemine bilinçli olarak bırakılan üç parça halinde insan heykeli bulunması dikkat çekici bir bulgu olarak öne çıktı. Konut alanında AZ yapısına ait olan ve üst kısmında insan yüzü tasviriyle öne çıkan 1.3 metre yüksekliğindeki T biçimli dikilitaş, bölgenin anıtsal ritüellerine dair yeni bir bakış açısı sağlıyor. Ayrıca 2025’te ortaya çıkan 10×8 metre boyutundaki yapı, üç metre duvar yüksekliği ve kayadan şekillendirilen zemin ile Karahantepe’de şimdiye kadar açığa çıkarılan en görkemli yapılardan biri olarak tanımlanıyor. Gömülü bir yapı içinde, dip kısmı olmayan bir taş kâsenin içinde yerleştirilmiş taş levha ve yaban domuzu, akbaba ile tilki figürinleri de ritüel bağlantıları açısından dikkat çekiyor.
Büyük ölçekli çalışmalar Göbeklitepe üzerinde de yoğunlaşmış durumda. GT1 olarak adlandırılan alanda B ve D Yapıları arasındaki mekanda karşılaşılan 72 cm uzunluğundaki insan heykeli, bu sezonun en dikkat çekici keşiflerinden biri olarak değerlendiriliyor. 2025 yılında Çakmaktepe’de yürütülen kazılar ise dönemin ritüellerine ışık tutan önemli bulgularla gündemdeydi: 10×3 metreye yayılan kuzey bölümünde 30’dan fazla kafatası bulundu ve çoğu kafatası yakılmış halde, tören sahnelerini işaret ediyor. Sonuç olarak Çakmaktepe’de toplam yapı sayısı 50’ye ulaştı.
GÜRCÜTEPE Gürcütepe II ve III’te Geç Çanak Çömleksiz Neolitik döneme ait hücre planlı yapılar çıkarıldı. Üst evredeki bir yapı ile sokağın keşfi, alt evrede ise daha büyük bir odada taban altında gömülmüş dört kişinin mezarını gösteriyor.
3 BİN YILLIK RESİMLER Siverek Başbük Mahallesi’ndeki kurtarma kazısında ana kayaya oyulmuş, merdivenlerle ulaşım sağlanan ve duvarlarında yaklaşık 3 bin yıllık resimlerin bulunduğu kutsal bir alan gün yüzüne çıkarıldı.
SEFERTEPE Fırat ve Dicle Havzaları arasındaki kültürel etkileşimleri anlamak adına yürütülen çalışmalar, arkeometrik analizler ve restorasyon çalışmalarıyla destekleniyor. Sefertepe’nin mimarisi, yontmataş ve sürtmetaş endüstrisi ile kemik aletleri ve küçük buluntuları da dikkat çekiyor; bu sezonda insan yüzlü sekiler de büyük ilgi gördü.
SAYBURÇ Sayburç’taki 2025 kazıları konut yapılarının ve özel yapıların incelenmesiyle devam etti. Büyük bir özel yapı sekileri, dikili taşlar ve diğer düzenlemeler bölgedeki kamu yapıları hakkında önemli ipuçları sunuyor. Bölgenin yakınlarında bulunan bir insan heykeli ve nişlere yerleştirilmiş gömütler, konut alanlarındaki ritüel pratiklere dair yeni bilgiler ortaya koyuyor.













