Bir yurtseverlik hikâyesinin dönüştüğü bir süreç olarak Ankara’nın Cumhuriyet’in ilk yıllarında nasıl şekillendiğine dair kapsamlı bir bakış, Müze Gazhane’de sergilenen “Bir Şehir Kurmak: Ankara 1923-1933” sergisiyle yeniden ele alınıyor. 50. yıl programları kapsamında hayata geçirilen bu çalışma, bir şehir müzesinin arayışını ve 1923’e uzanan kazanımları birlikte irdeleyen kapsamlı bir araştırma sergisi olarak artık İstanbul’da da izleyiciyle buluşuyor.
Koç Üniversitesi VEKAM desteğiyle yürütülen ve Ali Cengizkan ile N. Müge Cengizkan’ın küratörlüğünde hazırlanan bu proje, savaş sonrası bir ülkede “yeni” bir başkentin nasıl tasarlandığını, Cumhuriyet’in ilk on yılında öne çıkan karar ve uygulamalarla birlikte ele alıyor. Sergi, yaklaşık 350 özgün fotoğraf, yeni üretilen görseller ve konut tiplerinin maketleriyle Ankara’nın Yenişehir bölgesinin kuruluş sürecini dikkat çeken bir anlatı sunuyor. Ayrıca film odasında yer alan “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeseli 1920’ler ile 1930’ların Ankara’sını yansıtıyor.

BAZEN LİRİK BAZEN EPİK Mimarlık tarihi odaklı bir yöntemle yürütülen sergi, 2022 Ulusal Mimarlık Ödülü’ne değer görülen çalışmalarıyla öne çıkıyor. Ziyaretçiler, dönemin barınma temelli girişimlerini, romantik ve epik öykülerle iç içe dinamik bir anlatıda takip edebiliyor. Sergide Mustafa Necati, Halide Edip Adıvar, Arif Hikmet Koyunoğlu gibi isimlerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 siyasetçi, yazar ve entelektüel ile mimar ve plancıların başkentin ilk yıllarındaki konut deneyimlerini aktaran metinler, yazılar ve görseller yer alıyor. Koç Üniversitesi VEKAM Yayını etiketiyle yayımlanan kitap, İngilizce versiyonu ile sergi süresince Müze Gazhane’deki İstanbul Kitapçısı’nda okuyucularla buluşacak.
BAŞKENTE ‘ŞEHİR MÜZESİ’ İSTEĞİ Açılışı 11 Eylül’de gerçekleştirilen sergide, küratör Ali Cengizkan serginin yalnızca mevcut olanları sergilemekten ibaret olmadığını, süreç odaklı bir araştırma sergisi olduğunu vurguladı. “Serginin hazırlanması yaklaşık 9 ay sürdü; ancak bilgi ve belgesel altyapısının oluşturulması yaklaşık 17 yıl almıştır,” diyen Cengizkan, serginin mimarlık ve kent tarihi ile sosyal tarihçilik alanlarında yeni alt alanlar açtığını belirtti. Ayrıca “Başkent Ankara’da bir şehir müzesinin mevcut olmadığını” vurgulayarak, bu serginin 1923–1933 döneminin ufak bir bölümünün dâhil edilmesiyle bile önemli bir adım atılabileceğini ifade etti.













