Habip Aydoğdu’nun kırmızı yolculuğu, zorunlu ayrılıklar ve içsel mücadeleler üzerinden şekillenen bir serüvene dönüşüyor. Döndükten sonra Mardin’in Nusaybin ilçesinde ürettiği işleriyle renklerini belirleyen sanatçı, dolmakalem ve kırmızı ıstampa mürekkebinin sınırlarını zorlarken yokluğun içinden doğan bir ifade arayışına girer. Kırmızı, başlangıçta yalnızca bir ton değil; isyanın, sevginin ve göçün anlatıcısı olarak öne çıkar. Habip Kırmızısı, rastlantısallıkla şekillenen bir süreçten doğan ve hem kendi hem de imgelerin mecazını taşıyan bir ifade olarak karşımıza çıkar.
Kırmızı Aydoğdu’nun fırçasında yalnızca bir renk değildir; aynı zamanda sözsüz bir dil, duyguların yoğunlaştığı bir yüzey ve sessiz bir hikâyenin taşıyıcısıdır. Bu seride, kırmızının tonları siyahla kurduğu ilişkiyle derinleşir; koyu kırmızılar ve kan kırmızılar, ardından siyahın ağır basan dokunuşlarıyla bir araya gelir. Renk ve boşluk arasındaki etkileşim, sanatçının bakışını ve duyguların depremine karşılık veren bir sahne yaratır.
Nilgün Yüksel ve Doğan Hızlan’ın katkılarıyla zenginleşen katalogda, sanat tarihçisi Yüksel’in ifadesiyle kırmızı ve siyahın dramatik yoğunluğu, ritmi ve duyumsal temsili ön plana çıkar. Renk sadece bir ton değildir; insanlığın düşünsel ve duygusal dünyasının değişimini belgeler ve uygarlıkların iziyle göçer. Habip Aydoğdu, bir söyleşisinde sanatın bir eklemlenme süreci olduğuna vurgu yapar: her şey birikerek dönüşür; sanatçının kendi yaşayışları ve duyguları tuvalde yeniden canlanır.
2026’ın başlangıcında izleyiciyle buluşacak olan sergi, 13 Ocak’tan 22 Şubat’a kadar Brieflyart Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir. Ziyaret saatleri hafta içi ve cumartesi günleri 11.00–19.00; pazar günleri ise 13.00–19.00 arasındadır.













