Yoğun bakım süreciyle başlayan umutlar boşa çıktı; Haldun Dormen artık aramızda değildi. 97 yaşında, yaşamı boyunca sahnelerden ayrılamamış biri olarak düşüncelerimizde ve anılarımızda yaşamaya devam ediyor. Geçtiğimiz Mayıs’ta İzmir’de Sahne Tozu Tiyatrosu’nda, onun adını taşıyan ve onun katkılarıyla şekillenen ödüller kırıntılarına bir kez daha tanıklık ediyordu; buna rağmen o, engelleri aşan bir tiyatro savaşçısı olarak görev başındaydı.
Dormen, “olduğu gibi” kabul edilen bir insan; yıllar boyunca zarif ve doğal duruşunu koruyarak “beyefendi” kimliğini sürdürdü. Sahnelerden ayrılmayan bu yolculuk, 75. yılına yaklaşırken bile aynı özveri ve heyecanla sürdürülüyordu. Çocukluğundan beri sanata olan bağlılığı, Hollywood müzikallerinden başlayıp Tepebaşı Dram Tiyatrosu’ndaki deneyimlere, Yale’deki yönetmenlik eğitimine ve İstanbul’a dönüşte Muhsin Ertuğrul ile çalışmaya uzanır; Cep Tiyatrosu’nun kuruluşundan Dormen Tiyatrosu’nun 1957’deki başlangıcına uzanan uzun bir yol çizerdi.
Gülriz Sururi için parlak bir müzikal çıkış sağlayan “Sokak Kızı İrma” (1961) ile başlayan süreç, Dormen Tiyatrosu’nun 1972’deki kapanışı ve 1980’lerde yeniden yükselişiyle devam etti. Melih Kibar imzalı müzikaller, Nevra Serezli ve Erol Evgin önderliğinde sahneye taşındı; 1984’te İBBŞT’de sergilenen ve 30 yıl boyunca süren Lüküs Hayat çalışması, Dormen Tiyatrosu’nun ikinci dönemin etkileyici anlarından oldu. Yazar, uyarlamacı ve yönetmen olarak onun imzasını taşıyan onlarca oyun, sevgi dolu emeğin bir göstergesi olarak sahnelerde hayat buldu.
Dormen’in yönetmenlik felsefesi, her zaman hızlı ve dinamik bir sahne akışıyla birleşen ince bir paslaşmayı içerirdi. Teknikleri tekrar etmek yerine oyunun bir sonraki aşamasına özenle geçiş yapmayı hedeflerdi. Bu nedenle sahnede enerjisi tükenmez; ekibiyle uyum içinde çalışır ve mekanik bir ritm yerine duygu ve temas üzerinde dururdu.
1998 yılında devlet sanatçısı unvanını alması, onu küçümseyen bir bakış açısına sahip olmaktan alıkoymadı. İçinden geldiği gibi işler ve öğrencilere ilham vermeye devam etti. Oyun yazımı, yönetimi, sahneye çıkışı ve konservatuvar hocalığıyla birlikte yazarlık yönü de büyüyordu; “Sürç-ü Lisan Ettikse”, “Antrakt” ve “İkinci Perde” adlı eserlerinde anılarını paylaştı. Öğrencilerine seslenen “Olmak ya da Olmak” adlı eseriyle eğitimciliğini sürdürdü. Ayrıca TRT için çektiği “Unutulanlar” dizisinde pek çok değerli oyuncunun yanı sıra Afife Jale’yi ekrana taşıdı. Afife Tiyatro Ödülleri’nin motoru olan Haldun Bey, her yıl bu hatıraları hatırlamanın önemini vurgulamaya devam etti.
Yazdığı ve Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahnelediği “Kantocu” müzikaliyle de topluma olan katkısını sürdüren Dormen, sinema dünyasında “Bozuk Düzen” ve “Güzel Bir Gün İçin” gibi filmleriyle adından söz ettirdi. TRT için çektiği ve tiyatrocuları konu edinen diziyle, Afife Jale gibi değerli isimleri ekranlara taşıdı. 1997’de başlattığı Afife Tiyatro Ödülleri’nin ardında yatan güç ve 1986-1993 yılları arasındaki “Kamera Arkası” programı, onun televizyon ve sinema alanındaki en parlak işlerinden sayılır.
Dormen gönlünce yaşadı, gönlünce üretti. Her proje, türüne uygun bir yüksek nitelik kazandı ve Türk tiyatrosunun unutulmaz efsaneleri arasında yerini aldı. Huzur içinde uyusun; anısı ve mirası, sahne sanatlarımızın ışığı olarak yolumuza ışık tutmaya devam edecektir.













