Kabuki dünyasının derin sularında, 1.8 milyon dolarlık bütçeyle hayata geçirilen bu yapım, özel dekorlar ve kostümlerle gerçekçi bir sahne sunuyor. Kadınların sahne almasının yasak olduğu geleneksel tiyatroda onnagata olarak sahneye çıkan Ryo Yoshizawa ile Ryusei Yokohama, çekimler öncesi uzun bir hazırlık sürecinden geçti; sahneler, Sonezaki’de Aşk İntiharı, Balıkçıl Kız ve Tapınaktaki Kızlar gibi ikonik eserlerden sahnelere dönüştürüldü. Bu titiz çalışma, kabuki’nin sahne arkası ve tiyatro üretiminin nasıl bir ustalık gerektirdiğini dimdik gözler önüne seriyor. Görüntü yönetmeni Sofian El Fani, kamera açısını sahneye taşıyarak seyirciyle oyuncuların ter ve nefesini adeta aynı anda gösterdi. Harai’nin müziği ve Taneda’nın yapım tasarımları, filmin ritmini ve atmosferini güçlendiren unsurlar arasında ön planda yer alıyor.

Genç oyuncuların yetişkinliğe geçişindeki dönüşüm, Ryo Yoshizawa ve Ryusei Yokohama’nın performanslarında belirginleşirken, Ken Watanabe, Mitsuki Takahata ve Min Tanake gibi isimler kadro derinliğini zenginleştiriyor. Kabukinin üstünlüğü, dövüşler ve silahlar yerine düşmanla mücadele etmek ve hazineye ulaşmak için gerekli olan karakter içsel kapasitesiyle kurulur; bu da izleyiciye nihai ödülün yalnızca yetenekle değil, miras ve aile belleğiyle de ilişkili olduğunu düşündürür. Aile belleğini yaşatmak kavramı, bu büyük prodüksiyonda da önemli bir tema olarak karşımıza çıkıyor.
Hollywood’un büyük bütçeli yapımlarında da, daha mütevazı filmlerde de karşımıza çıkan Scarlett Johansson, These Pictures şirketini kurup yapımcı olarak yoluna devam ediyor. Müthiş Eleanor adlı dramatik komediyle ailesine adadığı bu proje, büyükannesinin ve arkadaşlarının bağını merkeze alıyor. Eleanor’un yolculuğu, soykırımın izleriyle şekillenen bir mirası anlamaya doğru ilerlerken, dostluk ve toplumsal hafıza kavramlarını da sorguluyor. Minimalist bir anlatımla melodram tuzaklarına düşmeden ilerleyen film, New York’a olan tutkusunu sık sık hatırlatıyor ve izleyiciyi karakterlerle kenetli bir yolculuğa davet ediyor.
June Squibb, Eleanor karakteriyle mükemmel bir uyum yakalarken, Rita Zohar’ın Bessie rolü geçmişin acı hatıralarını çarpıcı biçimde yansıtıyor. Genç Erin Kellyman’in performansı ise bu yolculuğun dinamiklerini güçlendiriyor. Johansson, aile mirasının sorgulanmasının çağdaş dünyada gerekliliğini vurgulayarak, izleyiciyi kendi köklerini ve akrabalarıyla olan bağlarını düşünmeye sevk ediyor. Film, yeteneğin ötesinde sınavların ve “kumpaslar”ın da bu sanatsal arenada belirleyici olduğunu gösteriyor.













