Hasan Cem Araptarlı’nın Kar: Bir Hikâyenin İlk Cümlesi adlı fotoğraf sergisi, Derya Yücel küratörlüğünde Yapı Kredi bomontiada’da ziyaretçilerle buluştu. Sergi, 22 Şubat’a kadar açık kalacak bir deneyim sunuyor. Kar, çoğu insan için heyecan veren bir hava olayının ötesinde, özellikle çocuklar için adeta bir ritüel haline geliyor. Kar yağarken şehir sessizleşir; yaşamı etkileyen ve kimi zaman durduran bir güce sahiptir. İnsanlar evlerine çekilir, arabalar yavaşlar, çocuklar ise heyecanla karın tutmasını beklerler. Bu görüntüler, karın romantizmini uzatabilirken, karanlık yönlerini de hatırlatır: kapanan köy yolları, dışarıda kalan evsizler ve sokak hayvanlarının varlığı; tüm bunlar, dışarıya bakmanın verdiği buruk estetikle karşısınıza çıkar.
BELLEK VE DENEYİM Kendini belgesel fotoğrafçı olarak tanımlayan Araptarlı, yeni sergisinde karla kaplanmış köyler, dağ yolları ve kent dokularını kullanarak coğrafyanın ve gündelik yaşamın dönüşümünü görünür kılıyor. Kar’ın manzara üzerindeki etkisini sadece bir doğal olay olarak değil, zaman, bellek ve insan deneyimiyle ilişkili güçlü bir imge olarak ele alıyor. Fotoğraflar, karın dünyayı sadeleştiren beyazlığıyla birlikte bir tür zamansal askıya alma hissi yaratıyor; hareketin yavaşladığı, sesin inceldiği ve iç dünyanın netleştiği bir eşik sunuyor. Araptarlı’nın kadrajında kar, hem örtüp hem açığa çıkaran bir güç olarak beliriyor; unutturan, ama aynı zamanda hatırlatan, görünmeyeni görünür kılan bir arayüz.
‘DÜŞÜNME ALANI’ Bu projede Araptarlı’nın amacı izleyiciyi düşünmeye sevk etmek. Kar, kısa bir özgürleşme alanı sunuyor; modern dünyanın insanları ve nesnelerini “fonksiyonlarına göre” değerlendirme eğilimine karşılık, kar her şeyi kapsıyor, zamanı donduruyor ve işlevleri bozuluyor. Bozlu Art Project işbirliğiyle sunulan sergi, çeşitli temalar altında geziliyor: “Sessizlik”, “İzleyici”, “Zaman”, “Yabancılaşma”, “Özgürlük” ve “Ütopya” başlıkları, Araptarlı’nın fotoğraflarının anlatımını destekliyor. Bu temaların ardında, insanın iç dünyasında uyandırdığı yankılar yatıyor. Küratör Derya Yücel ise sergi hakkında şu düşünceleri paylaşıyor: Araptarlı’nın kareleri, karın getirdiği sessizliği bir manzara olarak görmekten ziyade bir düşünme alanı olarak öne çıkarıyor; izleyiciyi dış dünyanın ve iç dünyanın izlerini yeniden okumaya davet ediyor.












