Batı Ekspresi, sahneye konduğunda göç temalarının katmanlarını bir kara komedi diliyle güncel bir yüzleşmeye dönüştürür. İstanbul-Paris ekseninde bir tren metaforu üzerinden ilerleyen oyun, yalnızca hedeflenen varışın değil, Avrupa’nın tüketim vaadine karşı göçün bedelini de gözler önüne serer. Yönetmen Elvin Beşikçioğlu, metnin düşünsel sertliğini tek bir akışa hapsetmeden, kalabalığı bir koroya benzer ritimde örgüleyerek sahneye taşır. Oyuncuların performanslarında ise toplu sahneler hız kazanırken bireysel anlarda karakterlerin içsel çatlakları daha net ortaya çıkar: Hayal ile gerçek, umut ile yorgunluk, yeni hayat arzusu ile geride kalanların ağırlığı aynı vagonda yan yana durur.
Metindeki en vurucu imgelerden biri, sahiplerini bekleyen boş evlerdir. Bu evler kimi zaman uzun süredir aynı kapının ardında bekleyenler için sığınak olur; kimi zaman ise bir hayatın parçası olarak eşyaların yerli yerinde durduğu, perdeyle birlikte aynı kalıba sıkışmış bir yaşam hissi yaratır. Anahtar cebinde unutulmuş bir hayat gibi durur; ve bu evler, göçün yalnızca gitmek değil, dönmeyi de mümkün kılan bir bekleyiş olduğuna işaret eder.

TAŞINAN YÜK kavramı dekor tasarımında Barış Dinçel’in eliyle somutlaşır. Eğrilmiş çerçeveler, yarım kalmış geçişler ve sahneye yayılan bavullar, göçün yalnızca hareket olarak anlaşılmaması gerektiğini gösterir. Bavullar kimi zaman evin yerine geçer, kimi zaman kimliğin taşıyıcısı olur; bazen de “tüm bir hayatın” dar alana sığdırılmaya çalışıldığı küçük bir hacim olarak karşımızdadır. Sahne düzeni, belirgin bir istasyon hissi vermez; daha çok kırık bir dünyanın içinden geçiyormuş duygusunu uyandırır.
Işık tasarımı Önder Arık, sahneye sınır kapısı sertliği aşılar. Bekleme salonunun soğukluğundan sorgu alanına uzanan hızlı geçişler, ışığın ritmiyle eseri bedene indirir ve oyunun geçiş temasını güçlendirir. Müzikler ise Utar Dündar Artun’un imzasını taşır; Balkan coğrafyasının çift ruhunu yansıtan neşeli ritimler, aniden bastıran ağırlıkla birleşerek mizah ve trajediyi birbirine bağlar.
ROL DEĞİŞİMİ kendi dinamiklerini koruyan oyunda, reji ve sahne enerjisi eseri canlı tutar. Selin Tekman’ın mazereti nedeniyle o akşam sahnede yer almayan yönetmen Beşikçioğlu’nun duruşu da göstermektedir ki göç, çoğu zaman bir yer değiştirmeden öte, birinin boşluğunu bir başkasının doldurmasıdır. Hayat planlandığı gibi akmadığında, rol değişir ve sahneler de bu değişimi yedirir. Sonuç olarak Batı Ekspresi, göçü yalnızca trajediyle değil, çekici bir pazarlık ve kimlik arayışı çerçevesinde tartışır; mizahı bir kaçış olarak değil, yüzleşmenin dili olarak kullanır ve güçlü bir sahne önerisi sunar.
KÜNYE Batı Ekspresi – Matéi Vișniec Çeviri: Burak Üzen | Yönetmen: Elvin Beşikçioğlu | Dekor: Barış Dinçel | Işık: Önder Arık | Kostüm: Başak Özdoğan | Müzik: Utar Dündar Artun | Oyuncular: Adem Aydil, Derin Beşikçioğlu, Fatih Sönmez, Selin Tekman, Selin Zafertepe, Ünsal Coşar (İzlediğim temsilde Selin Tekman’ın yokluğunda Elvin Beşikçioğlu sahnede yer aldı.)













