Hayko Cepkin, sahnede insan ruhunun derinliklerine inen bir yolculuğa çıkıyor. “Jekyll & Hyde” müzikalinin İstanbul prömiyeri 6 Mart’ta Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek. Prova süreçlerini sürerken oyuncular Hayko Cepkin, Pelin Akil ve yönetmen Fatih Dokgöz ile konuştuk; tiyatro sahnesinin kendilerine nasıl bir yakınlık kurduğunu ve eserin evrensel temasını masaya yatırdık.
“Tiyatro sahnesi sizi çok seviyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?” diye başlayan sohbet, müzikalin dinamik yapısına odaklanmamızı sağladı. Cepkin, bu yapımın dünyaca ünlü olmasının yanı sıra Türk seyircisine de hitap eden güçlü bir tınıya sahip olduğunu vurguluyor. Hikâyesinin evrenselliği sayesinde yüzyıllardır sahnelenen bu oyun, onun için önemli bir deneyim olarak öne çıkıyor.
İyilik ve kötülük temalarının sahnedeki yankısı ile günümüz dünyası arasındaki bağlantıyı nasıl kuruyor? diyen bir diğer soruyla devam ediyoruz. Oyuna girerken karakterlerin kimliklerini ve aralarındaki ilişkileri netleştirmek gerektiğini belirten Cepkin, bu çatışmanın izleyiciye aktarılan duyguyu güçlendirdiğini ifade ediyor. Kötülüğün içimizde hep var olduğuna dair düşünce, margarin değil; aksine evrensel bir gerçek olarak gündeme geliyor. Sosyal medyanın bu gerilimi nasıl tetiklediği ise sıkça konuştuğumuz bir konu.
“Jekyll & Hyde”ın gücü nedir sizce? sorusuna yanıtında Cepkin, performansın evrensel ve güncel olduğunu vurguluyor; içimizdeki çatışmanın şekli değişse bile kökleri aynılar. Bu durum, özellikle sosyal medya üzerinden açıkça görülen linç kültürüyle birleşince güncel bir ışık yakıyor. Sanatın karanlık zamanlarda çözüm sunmasına dair inancı ise sarsılmaz.
Sanatın dönüştürücü gücü üzerine ne düşünüyorsunuz? Cepkin, sanatını kullanarak iyiliği ve kötülüğü sahneye taşıyarak duygusal ve düşünsel bir etki yaratmayı hedefliyor. Özellikle son dönemde karakterlerin kazandığı trajikomik durumlar, izleyiciyi uyandırmayı amaçlayan bir anlatı kuruyor. Bu vurgu, oyunun temel mesajını güçlendiriyor.
“Bir hayalin sahneye dönüştüğü” bu yolculukta Lucy karakteri de merkezde yerini alıyor. Pelin Akil’in sahnede can verdiği Lucy’nin rolü nasıl görünüyor? Akil’e göre Lucy, kırılgan bir özlemin simgesi olarak güçlü bir varlık taşıyor. Jekyll ve Hyde arasındaki ilişkiyle paralel ilerleyen karakter, duygusal derinliğini sahnede hissettiriyor. Provaların hızlı akışı ve disiplinli çalışma ruhu, ekibi birbirine daha da yakınlaştırmış durumda. Akil, İngilizce şarkıları ezberlediği için adaptasyon sürecini daha rahat geçirdiğini, eksik tarafların ise hâlâ üstünde çalıştığını ifade ediyor. Yönetmen Fatih Dokgöz ise bu oyunun kendine özgü yönlerini ve ekip uyumunu övüyor: “Keskin çizgiler olmadan ilerleyen bir hikaye, çalışmayı daha da heyecanlı kılıyor; iyi bir ekip bulduğumuz için güvenimiz tam.”













