Bir yazar ve bibliyofil Erol Üyepazarcı’nın anılarını tek bir çerçevede topladığı bu eser, İstanbul’un eski sahaf çarşılarından Babıâli’nin aydınlık ve karmaşık atmosferine uzanır. Anıların ağırlığında, öğrencilik yıllarından başlayarak çalışan ve editörlük yapan birinin edindiği deneyimler, sahafta karşılaşılan meslek büyüklerinin yaşamlarıyla bir araya gelir. Üyepazarcı’nın hatıraları, sahafların, yayınevlerinin ve dönemin yayımlama süreçlerinin canlı bir portresini sunar; okuyucuya, kentin geçmişine dair iz bırakan bir yolculuk teklif eder.

KILAVUZ DİZİSİ altında yer alan metinler, beynin çalışma biçimlerini merak edenler için hazırlanmış temel bilgilerle paralellik kurar. Beyin ve davranış arasındaki ilişkiyi inceleyen açıklamalar, evrimsel süreçler ve nörobilim odakları üzerinden sade ve akıcı bir üslupla aktarılır. Ayrıca Modern Klasikler Dizisi kapsamında sunulan öyküler ve romanlar, edebiyatın farklı dönemlerinden gelen ışıklarıyla okuyucuyu düşünmeye iter.

DUVAR GEÇEN öyküsünün savaş günlerinde insan doğasının kırılganlığını mizah ve gerçekliğin iç içe geçtiği bir dille betimlediği bir eser olarak öne çıkar. Aymé’nin metinleri, toplumsal sınırların ötesine geçerek bireyin özgürlüğe olan özlemini ve hayal gücünün sınır tanımayan gücünü kurcalıyor.

ORLANDO ise cinsiyet ve kimlik kavramlarının sabit olmadığını, insanın sürekli dönüşüm halinde olan bir varlık olduğuna dikkat çekiyor. Virginia Woolf’un bu eseri, tarihin akışı içinde kimliklerin nasıl çeşitlendiğini ve bireyin kendi dünyasını nasıl inşa ettiğini satırarasında saklı ironiyle ortaya serer.
Çağdaş Dünya Edebiyatı bölümünde frekansı yüksek temalar, ekoloji ve toplumsal değişim üzerinden yineleme yapar. Pembe Çamur gibi modern romanda, felaket ve hayatta kalma arasındaki gerilim, karakterlerin insani dayanışmasıyla zenginleşir. Bu bölüm, okura güncel dünyanın karmaşık yapısını anlamak için sanatsal bir ayna tutar.
Araba Sevdası gibi klasiklerden hareketle, dönemin edebiyat dünyasının eleştirel bir yankısı olan metinler, yazarın kendi toplumsal gözlem ve mizahını bir araya getirir. Recaizade Mahmut Ekrem’in bu yapıtı, romantizmi realizme taşıyan köprü olarak okunur ve karakterlerin yaşam biçimleri üzerinden dönemin değerlerini sorgular.
Yan Yana sergisine paralel yayımlanan bu kitap, Melahat ve Eşref Üren ile Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu çiftlerinin sanat yolculuklarını derinlemesine inceleyen bir derleme olarak öne çıkar. Her iki seçkide de eserler, arşivlerden fotoğraflara, mektuplardan karikatürlere kadar geniş bir arşiv malzemesiyle zenginleştirilmiş durumda. Kitaplar, iki dilli Türkçe-İngilizce sunumuyla uluslararası okuyucuya da hitap eder ve tasarımıyla da sergilerin estetik dilini yansıtır.













