Moğollar’ın kurucu ruhunu taşıyan Düm-TeK (Can Plak) projesi, Davulcu Ayzer Danga ile basçı Taner Öngür’ün ayrılığın ardından Fransa’da yolları kesişen gitarist Cahit Berkay ile yeni bir ortaklık doğurur. Paris’e taşınan bir yolculuğun sonunda, ilk adımlarını atan iki müzisyen, bir 45’likte Tanrıların Arabaları/Bu Nasıl Dünya’yı paylaşıp, ardından Paris’ten bir albüm teklifi alırlar. 1975’te Sunbar etiketiyle kaydedilen Hitit Sun albümüyle başlayan süreç, Türkiye’de Coşkun Plak etiketiyle Düm-Tek adıyla yayılarak geniş yankı bulur. Bu çalışmada Basta Michel Shollet ile Romen Petiter gibi isimler tuşlu enstrümanlarda yer alır ve Anadolu Pop’un temel taşları bu albümde atılır. “Düm-Tek” parçaları, Moğollar’ın özgün karakterini en net yansıtan eserler arasında sayılır ve sonraki yıllarda pek çok Yeşilçam filminde kullanılarak hafızalara kazınır. Can Plak tarafından şimdi yayımlanan, 50. yıl kutlaması için baskıya giren yeniden plak sürümü, orijinal makara bantlardan aktarılan kayıtlarla, açılır kapak içindeki albümün hikâyesiyle birlikte renkli 180 gram olarak sunulur.
Suda Balık (Gloss Musik) projesi ise dinleyiciye daha önce ortaya çıkmamış bir tınıyı sunan önemli bir deneyimdir. Dört ismin ortak sağlayıcılığıyla oluşan beş türkünün seslendiği kısaçalar, toplamda 18 dakikayı bulur; Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan göç yollarında Hint ve Türkmen müziğinin içtenliğiyle bezenir. “Suda Balık Oynuyor”, “Ötme Bülbül”, “Yayla Yollarında Yürüyüp Gelir”, “Goca Çamın Gürlemesi Dal İlen” ve “Yavuz Geliyor Yavuz” parçalarda raga ve makam uyumunu, elektro-sazın modern dokunuşlarıyla birleşen bir ses dünyası sunar. Bu ikilinin en belirgin özelliği, geleneksel kökleri zorlama olmadan, modern bir yüzle yeniden yorumlamasıdır. Elektro-saz, cura, kabak kemane ve gembri gibi enstrümanlar ile vokalleri bir araya getiren Salih ile tabla ve perküsyon eşlik eden Gürkan, samimi ve dayanışmacı bir müzikal söylem oluşturarak dinleyiciyi farklı bir fakirlikten kurtarıp insanî bir dünyaya davet ederler.













