İçeriye Doğru sergisi, sayfaların parçalanmış halini bir araya getirerek izleyiciyi fiziksel ve zihinsel bir yolculuğa davet ediyor. Ciltlenmemiş ve açılmış kitaplar, sanatçı Turan Aksoy’un farklı disiplinlerden ürettiği çalışmaları bir araya getirirken, ziyaretçiyi yalnızca bakmaya değil, okumaya da teşvik ediyor.

Etkinliğin ismi, okuyucuyu içe doğru yönlendiren bir hareketi çağrıştırıyor ve geçmiş ile gelecek arasındaki geçişleri, hatta bizim için sayılan ve sayılmayan kültürler arasındaki bağlantıları ima ediyor. Bu bağlamda kitap, Aksoy’un pratiğinde yalnızca bir taşıyıcı değildir; kendi üretim alanı olarak düşünülür ve her bir parça, başlangıçtaki belirsiz imgenin bir malzeme üzerinden somutlaşmasıyla birer kitap olarak kendini gösterir.

Kitapların ciltlenmemiş, açılmış ve parçalanmış hâlleri ile kurulan görsel dil, eserin bütünlüğünü zamansal ve tutarlı sınırlar içinde yeniden inşa etmeyi amaçlar. İzleyicinin, sayfaları parça parça bir araya getirerek kendi anılarını ve yorumlarını kurması için bir yöntem sunulur. Bu yaklaşım, eserlerin tekil bir bütünlükten çok, okuyucunun kendi zihinsel düzeniyle yeniden kurulan çoklu kırılımlarını teşvik eder.

Birden çok el yapımı kopya üretimi fikri, edisyonların numaralandırılmasıyla somutlaşır. Kitabın çoğaltılması geleneksel bir baskı süreci olarak düşünülse de, Aksoy on ila yirmi civarında özgün üretimlerle sheklenir ve her biri ayrı bir dokunuşa sahip olarak sunulur.
“Gölge Üçlemesi”, yalnızca görsel bir öğe olmaktan çıkıp düşünsel bir izlek olarak belirir. Bu üçleme, geçmişin izlerini, sanatçıya ve esere yerleşen etkileri ve ışığın gölgeye karşıtlığına dair dinamikleri bir araya getirir. Sonuç olarak bu üçleme, planlanmış bir program değil, ortaya çıkan bir sonuç olarak oluşur.
PORTRE: TURAN AKSOY
İSTANBUL: KARŞITLIKLAR VE KARŞILAŞMALAR ALANI
İçeriye Doğru İmkânsız Bir Köprü, İstanbul’u somut ve metaforik düzeyde bir karşılaşma alanı olarak öne çıkarır. Kent, tekil bir sahne yerine çok katmanlı bir düşünme alanı olarak görünür. İzleyici ile eserin kurduğu ilişki, yalnızca bakışla sınırlı kalmayan bir etkileşime dönüşür; okumayla bakış arasında gidip gelen bir dinamizm söz konusudur.
Sergi boyunca izleyici ve okuyucunun konumu, eserin sergilenme biçiminin etkisiyle sürekli değişir. Bu esneklik, kullanıcıya üretim sürecinde malzeme ve düşünce arasındaki ilişkiye odaklanma fırsatı verir. Gelecek projelerde de kitap formunun bu düşünce-süreç odaklı yer alışı, Aksoy’un üretiminde giderek daha belirgin bir rol oynayacaktır.












