Şarkı dünyasına adım atan Belgin, Erkin Koray etkisini taşıyan Çöpçüler yorumuyla dinleyiciye yeni bir enerji sunuyor. Gece Oldu, Zeus Çok Kızgın, Kozmos, Jüpiter Fırtınası, Ayık Olmak İstemem ve Bu Bir Cinayet’in yanına, Ruhuna Bi’ Kadeh Koy adlı parça da eklenerek albüm dışı bir yolculuğa davet ediyor. Şarkılar arasındaki akış, içsel hesaplaşmalarla umut dolu bir çıkışın hikâyesini anlatıyor; Belgin, klibin yönetmenliğini üstlenerek mekânsal bir dönüştürmenin içinden çıkıyor.
Yeni projeyi konuştuğumuzda, sanatçının yüzleştiği zorluklar ve bunu nasıl aşmayı öngördüğü dikkat çekiyor. Klip, kentsel dönüşüm sürecindeki gerçek bir evin yenilenmiş halini temel alıyor ve bu mekan, şarkının ruhuna dair bir köprü kuruyor. ANLATACAKLARIM VAR adlı çalışmayla birlikte, Belgin motivasyonunu ve umut dolu bakışını nasıl şekillendirdiğini paylaşıyor.
– Yeni şarkınızdan başlayalım: ilhamınız nereden doğdu? Bu fikir önce prodüktör Yiğit Keven’den geldi; “Bir motivasyon şarkısı yapalım mı?” diye sordular. Başta tereddüt ettim; genelde karanlık tonlardan beslenen bir içsel dünyam var. Ancak yaşamımın şu anki dönemi, kendimi yeniden ayağa kaldırmaya çalıştığım bir süreç. İçimdeki yüklerden arınmış bir umutla bakıyorum hayata ve bu yüzden enerjik bir mesajla ilerlemek istedim.
– Bir umut ışığı arayanlar için merhem olur mu? Evet, karanlık anlarda bile tek bir kişinin bu şarkıyı açmasıyla küçük bir ışık doğabilir. Müzik, anlık bir güç kaynağı gibi hissediyorum; dinleyen için hemen bir duygu kıvılcımı yaratıyor.
– Felsefi bir dokunuş nasıl sonuçlar doğuruyor? Varlık ve anlam arayışını besleyen düşünceler beni daima etkiledi; varoluşçuluk bu süreçte kendini gösteriyor. Şarkı yazarken doğrudan bir felsefi referans yoktu ama sonuçta bu düşünce biçimi esere yansıyor.
– Klibin çekildiği mekan ve şarkı arasındaki bağ nedir? Proje tamamen tesadüflerle şekillendi. Arkadaşım Taylan Mutafoğlu’nun kendi mimari projesinin sergi davetiyesi beni etkiledi; oradaki ev, kentsel dönüşüm nedeniyle kapanmaya yüz tutan bir geçmişe sahipti. Evin geçmişle kurduğu bağ ve mekânın dönüştüğü anlar, şarkının ruhunu hatırlattı. Ruhuna Bi’ Kadeh Koy da benzer bir tema taşıyor: Her ne yaşanmışsa, yeniden şans vermek ve sahne kurmak. Böylece şarkı, mekânla birlikte yeni bir anlam kazanıyor.
– Yedi tekliniz ve yeniden yorumladığınız bir şarkı ile bir albüm fikri nasıl şekilleniyor? Albüm fikri uzun zamandır aklımda; tekli parçalarla kurduğumuz hikâyeyi bir bütün halinde sunmak istiyorum. Konsept bir albüm bu süreçte önemli bir hedef olarak kalıyor.
– Multidisipliner bir sanatçı olarak müzik nerede duruyor? Müzik hayatıma çocuklukta girdi; babamın dinlediği albümlerle tanıştım. Başlarda sinema ön plandaydı ama müzik hiç uzaklaşmadı. Şan ve klasik gitar eğitimleriyle ilerledim; zamanla kendi kayıtlarımı yapıp paylaşmaya karar verdim.
– Yakın zamanda sinema projesi var mı? Evet; bu yaz bir uzun metraj için senaryo yazdım ve Kasım’da çekilecek. Yönetmenliğini Biket İlhan’ın üstleneceği, bir kasaba öyküsü ve kadın dayanışması üzerine kurulu bir proje. Ayrıca kendi filmimi de yazmaya devam ediyorum; iki yıldır aklımda dönen bu çalışma, varoluş, sistemin sıkışmışlığı ve bireyin ağırlığı üzerine odaklanıyor.
– Sanat ve baskılar altında üretim nasıl etkileniyor? Zorluklar gerçekten ağır geliyor, fakat bu durum beni motive ediyor. Baskı, bir mücadele alanı yaratıyor ve üretim bunun en güçlü yanını ortaya çıkarıyor. Zor zamanlarda bile üretimin bir direniş biçimi olduğuna inanıyorum ve bu süreçte daha çok çalışmaya yöneliyorum.













