İstanbul’da Contemporary Istanbul (CI) tarafından hayata geçirilen CI Bloom’un beşinci edisyonu, 16–19 Nisan tarihleri arasında kapılarını açacak. Etkinliğin ön gösterimi 15 Nisan’da Lütfi Kırdar Kongre Merkezi Rumeli Salonu’nda yapılacak; ziyaretçiler fuarı 15 Nisan’da 15.00–20.00, 16–18 Nisan’da 11.00–20.00 ve 19 Nisan’da 11.00–19.00 saatlerinde gezebilecekler. 16–17 Nisan’da yükseköğretim öğrencilerine ücretsiz giriş uygulanacak; bu hakkı kullanmak için geçerli bir öğrenci kimliği sunulması gerekiyor. Günlük kontenjan 500 kişiyle sınırlı olan ücretsiz giriş için davetiyeler Biletix üzerinden temin edilebilecek.
SAVAŞIN ETKİSİ Basın toplantısında konuşan Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve kurucusu Ali Güreli, sanat piyasasında değişimin öncelikli belirleyicisinin değer hiyerarşisinden çok erişim ve keşif süreçleri olduğunu vurguladı. Ortadoğu’da yaşanan gerginliğin sanat dünyasına da yansıdığına değinen Güreli, “Savaş hiç kimsenin istediği bir durum değil; ancak bu dönemde küresel açıdan pek çok kültür-sanat etkinliği ertelendi veya iptal edildi. Art Dubai’nin belirsizliği de buna örnek” dedi. Türkiye’deki sanat piyasasında ise olumsuz bir nefeslenmenin hissettirilmediğini ifade etti.
‘YÜZDE 1, HATTA 0 OLMALI’ Vergilendirme konusuna da değinen Güreli, kültür ve sanatta KDV’nin azaltılması gerektiğini savundu. “Kültürde KDV’nin yüzde 1 veya hatta sıfır olması lazım. Hong Kong gibi örnekler başarının vergiyle baskılanmadığını gösterir; Ortadoğu’da da vergi düşürüldüğünde piyasanın hareketliliği artar.” diye ekledi. Ayrıca, dünyanın bazı bölgelerinde sanatta yüksek vergi avantajının olmadığını belirterek şu noktaya dikkat çekti: “Büyük eserlerin el değiştirmesi sırasında vergi ödenmemesi, depolama merkezi olan ülkelerin bu süreçte öne çıkmasına yol açıyor. Türkiye bu konforu ve altyapıyı kendi olanaklarıyla sağlamak için potansiyele sahip.”
KALKINMA ALANI Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve kurucu ortağı Rabia Bakıcı Güreli, Türkiye’de çağdaş sanatın önündeki en belirgin engellerden birinin yüksek KDV oranları ve kurumların sanat alımlarının vergisel olarak destek görmemesi olduğunu dile getirdi: “Avrupa’da ortalama KDV yüzde 5–6 seviyesindeyken Türkiye’de bu oran yüzde 20’ye kadar çıkıyor. Bunu düşürmek, koleksiyonerliği ve kurumsal koleksiyon oluşumunu teşvik eder; sanatçı üretimini de destekler.” Sanat eserlerinin amortisman kapsamına alınması ve ikinci el satışlarda KDV’nin yüzde 1’e indirilmesiyle piyasanın derinleşeceğini ve yaratıcı ekonominin büyüyeceğini savundu.
KAMUSAL ALANDA SANAT konulu bölüm, kamusal alanı sanatla buluşturan girişimlerin Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artıran stratejik bir kalkınma alanı olduğunu hatırlatarak, sanatsal üretimin ve depolamanın ulusal ekonomide nasıl bir rol oynayabileceğini tartışmaya devam ediyor.












