Dolunay Obruk, Ankara doğumlu bir sahne sanatçısı olarak grafikerlik geçmişinin verdiği zenginlik ile sahneye bağımlı bir özgünlük getiriyor. 2014 yılında yayımlanan ilk albümü “Yalnızca”, tangodan kantoya, cazdan türküye uzanan geniş bir yelpazeyi teatral bir dokuyla bir araya getiriyordu. Albümde kendi yazdığı sözler ve besteler, Dolunay’ın sahneyle olan güçlü bağını yansıtıyordu; bu durum onun bir başka mesleği olan grafik tasarım bilgisinin de stüdyo yaratımına yansımasına olanak tanıyordu.

Albümün adını taşıyan parçanın kökeni, Dolunay’ın dedesi Cahit Bey’in TRT Ankara Radyosu müdürü dönemine ve Varlık Dergisi’nin şiir geleneklerine uzanır. “İstanbul Kafası” ise bu bağlamda televizyon jenerik müziği olarak da hatırda yer alır. Yıllar geçtikçe ilgi artmış ve 2024 yılında Netflix’te gösterime giren Zeytin Ağacı dizisinin ikinci sezonunda bu parçanın plak olarak basılmasına yol açmıştır.

Dolunay, projesini kendi finansmanı ile gerçekleştirdi ve toplamda yalnızca 300 adetlik bir baskı yaptı. Eşlik eden isimler Şenova Ülker, Neşet Ruacan, Cenk Erdoğan, Çağrı Sertel, Ozan Musluoğlu ve Ediz Hafızoğlu gibi ustalardan oluşuyor; tüm bunlar bir araya geldiğinde “Yalnızca” albümünün sahne ve kayıt çalışmasını güçlendirdi. Ardından 2019’daki Entropi albümüyle Londra’ya yerleşen sanatçı, müzikal kariyerini farklı bir kırılma noktasına taşıdı.
SAZAKAN ‘Earth Is Alive’ (LİN RECORDS) projesi ise Berlin’den Martin Seiler’in saksofon ve elektronik dokunuşları, İstanbul’dan Ali Deniz Kardelen’in gitar ve elektronikleri ile New York’tan Ömercan Şakar’ın davul ve flüt performansını bir araya getiriyor. Üçlü, stüdyoda denk geldiği bu bağlamı provasız bir şekilde anlık olarak kaydedip albümde bir araya getiriyorlar. “Sazakan” adı, Türk ve Altay mitolojisindeki ejderhaya benzeyen devasa bir kasırga cininden esinlenerek seçilmiş.
Earth Is Alive, doğa ile insan arasındaki zıtlıkları—ışık ve karanlık, hareket ve durgunluk, ses ve sessizlik—temel alarak mekânsal bir sound kuruyor. Hipnotik ritimler ve derin melodilerle örülen bu müzik, hangi akıma bağlı kalmadan sıcak, içten bir yaklaşım sunuyor. Yetmişlerin blues-rock, caz-rock ve prog-rock enerjileri bu projeyi adeta arka planda destekliyor; ticarilikten uzak duran bu birinci albüm, üretkenliğin ve sevdanın bir ifadesi olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, Dolunay Obruk’un ve Sazakan’ın çalışmaları, bireysel içgörülerin evrensel bir dille buluştuğu örnekler olarak öne çıkıyor; müzik gezegeni için bir varoluş hali olarak tanımlanabilir.













