Efes yakınlarında yürütülen yaklaşık 130 bin metrekarelik inşaat çalışması, arkeolojik kalıntıların tahrip olabileceği endişelerini gündeme taşıyor. 2013 yılında yapılan kazı ve yüzey çalışmaları, tapınak ve kilise kalıntılarının izlerini ortaya koymuş; bu durumda hafriyat ve altyapı çalışmalarının bölgede kültürel değerleri tehlikeye atabileceği ifade ediliyor. Yetkililerin, proje kapsamı ve izin süreçleriyle ilgili topluma açıklık getirmesi gerektiği belirtiliyor. Özetle, Efes alanında planlanan bu büyük ölçekli proje, sit alanı koruma ilkelerini ve UNESCO’nun koruma çerçevesini karşılamayabilir endişesini de beraberinde getiriyor.

Bir rehberin, bu proje hakkında kamuya aktardığı bilgiler, bölgenin dini ve tarihi önemine vurgu yapıyor. Katolik dünyasında Meryem Ana’nın son evi olarak görülen Efes, Aziz Pavlus’un mesajlarının yayıldığı bir merkez olarak da büyük bir ziyaretçi akınına sahip. Bu nedenle kruvaziyer turizminin artması, Kuşadası ve Efes bölgesinde otopark taleplerini ve trafik yoğunluğunu artırmakta; mevcut otopark kapasitesi ise bu yoğunluğu karşılamada yetersiz kalıyor. Yüksek ücretli otoparklar, bölgenin turizm gelirlerini önemli ölçüde etkiliyor ve projenin finansal boyutu da tartışma konusu oldu.
Proje durdurulmalı mı? Türkiye Arkeologlar Derneği Başkanı Bülent Türkmen ve arkeologlar, karşılama merkezi gibi planlanan yapıların UNESCO’nun kararlarıyla uyumlu olup olmadığını sorguluyor. Ayrıca, Ephesos antik kentinin UNESCOListesi’ne girdiği gerçeğiyle uyumlu bir alan yönetim planının bulunup bulunmadığı ve bu planın projeye uygulanıp uygulanmadığı soruları gündeme getiriliyor. Jeofizik ve jeoradar çalışmaları sonucunda kilise ve tapınak kalıntılarının bulunduğu alanlar için gerekli olan koruma kararlarının hangi ölçüde dikkate alındığı da eleştiri konusu. Diğer yandan, alanın korunması ve turizm ihtiyacı arasında bir denge kurulması gerektiği düşüncesi savunuluyor.
Ülkenin turizm odaklı yaklaşımının, Efes gibi tarihi miraslar üzerinde yaratabileceği baskılar dikkat çekiyor. Sıklıkla ziyaretçi karşılama merkezi ve otopark projelerinin, sit inşaatlarıyla birleşince alanın özgün kültürel peyzajını bozabileceği endişesi dile getiriliyor. UNESCO kuralları ve koruma ilkeleri ışığında, bu tür müdahalelerin arkeolojik dokuyu ve bütünlüğü koruyacak şekilde planlanması gerektiği defalarca vurgulanıyor.
Alanda Tarihi Kalıntılar Var— İzleyici platformları ve arkeolojik ekipler, 2013’teki jeofizik çalışmalarında Roma villasına ek olarak kilise ve tapınak olabileceği düşünülen yapıları işaret etmişti. Bu kalıntıların varlığı, karşılama merkezi ve otopark projesinin kapsamını ve uygulamalarını yeniden değerlendirme ihtiyacını ortaya koyuyor. UNESCO’nun koruma ilkeleri doğrultusunda, bu müdahalelerin özgünlük ve bütünlük kriterlerine uygunluğu tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ziyaretçi karşılama projesinin yaklaşık 44 bin metrekaresinin asfaltla kaplanması planı, mevcut kanunlar ve uluslararası çerçeve ile bağdaşmayabilir ve kamu yararı gerekçesiyle dahi savunulamayabilir bir noktaya işaret ediyor.













