Eğil ilçesi, eski uygarlıkların izlerini taşıyan zengin bir tarih yelpazesine sahip. Dicle Barajı’nın 1997’de suları yükselttiği süreçte, kentteki pek çok yapı su altında kalmış durumda. Ancak bazı tarihi kalıntılar, su yüzeyine çıkamasa da derinliklerde varlığını sürdürüyor ve gelecek için yeni arkeolojik olanaklar sunuyor.

İlk yerleşimin Hurri-Mitanni dönemine uzandığına dair bulgular, sonraki yüzyıllarda Asurlar, Urartular ve Medler gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış Eğil’in zengin geçmişiyle dikkat çekiyor. 639 sonrası İslam devletlerinin etkisi altına giren ilçe, Cumhuriyet döneminde ise ilçe statüsü kazanmıştır. Baraj inşaatı başladığında ve su tutmaya başlandığında, Tekke ve Hacıyan mahallelerindeki birçok tarihi yapı da bu süreçten olumsuz etkilendi. Hazreti Elyesa Peygamberin türbesi ile camisi, Caferiye Medresesi olarak da bilinen büyük medrese ve kaya mezarları artık su altında kaldı.
Baraj gölünün derinliklerinde kalan beyaz taşlar ve sökülmüş anıların izleri gün geçtikçe daha belirgin hale geliyor. Sualtı Arama Kurtarma (SAK) ekipleri, eğitim amaçlı dalışlar sırasında bazı eserlerin görüntülerini kaydetti. Ekiplerin paylaştığı görsellerde Hazreti Elyesa Peygamberin türbesi ve yanındaki cami ile Caferiye Medresesi’nin su altındaki konumuna dair net mesajlar bulunuyor. Ayrıca tekke ve mahalle mezarlıkları ile Deran Hamamı gibi diğer tarihi yapılarının sular altında kaldığı anekdot olarak yer alıyor.

Dicle Baraj Gölü altında kalan yaklaşık 2 bin 400 yıllık miras, su yüzeyinin çekilmesiyle birlikte siluetini daha da görünür kılıyor. Uzmanlar, su altı arkeolojisinin Türkiye’de hızla gelişen bir alan olduğunu vurguluyor ve bu tür çalışmaların gelecekte bu tür eserlerle ilgili daha ayrıntılı çalışmalar yapmaya olanak tanıyacağını belirtiyorlar.
Eğil, antik çağlardan günümüze uzanan tarihiyle pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir bölge olarak öne çıkar. 1986’da başlayan ve 1997’de su tutmaya başlayan Dicle Barajı, kenti derinden etkiledi; su altında kalan bölgeler, tarih hazinelerini bizlere hatırlatıyor. Ancak suya gömülen bu eserler, suda yeni keşiflerin kapısını aralıyor.
İlçedeki ilk yerleşimlerin Hurri-Mitanni dönemine kadar uzandığına dair bulgular mevcuttur. Ardından Asur, Urartu, Medler, Persler, Roma ve Bizans egemenlikleriyle süren zengin bir kültür mozaiği oluşmuştur. İslam devletlerinin yönetimine geçiş ise 639 yılında gerçekleşmiştir. Cumhuriyet döneminde ilçe statüsü kazanan Eğil, barajın tamamlanmasıyla birlikte bazı mahalleler ve tarihi yapılarını yitirirken, bazı değerler su altına gömülerek yeni bir arkeolojik alanın doğmasına zemin hazırlamıştır.
Baraj suları devrinde Tekke ve Hacıyan mahallelerindeki miraslar sular altında kaldı; Hazreti Elyesa Peygamberin türbesi ile camisi bu dönemde koridorlar halinde kayboldu. Deran Hamamı ve çevresindeki yapılar ise suyun altında kalmayı sürdürdü. Ancak dalışlar, bu eserlerin konumlarını netleştirdi ve bazı görüntüler su yüzeyinin çekildiği dönemlerde gün yüzüne çıktı. Ekipler, Hazreti Elyesa Peygamberin türbesi ve yanında bulunan camiyi, Caferiye Medresesi ile Teke Mahallesi mezarlığını baraj gölünün silüetinde görebildi.
Gölün çekilmesiyle ortaya çıkan siluetler, baraj altında kalan 2 bin 400 yıllık bir mirası gözler önüne seriyor. Uzmanlar, su altı arkeolojisinin Türkiye’de giderek gelişen bir alan olduğuna dikkat çekiyor ve bu tür çalışma alanlarının gelecekte daha kapsamlı keşiflere kapı aralayacağını belirtiyorlar.
Eğil’in tarihi, farklı uygarlıkların izlerini taşıyan zengin bir repertuara sahip. Barajın suları yükseldikçe, eski kent dokusunun bir kısmı su altında kaldı; buna rağmen derinliklerde saklanan kalıntılar, sualtı arkeolojisi için önemli birer ipucu olarak duruyor. Bu miras, gelecekte yapılacak çalışmalar için umut vadeden bir potansiyeli barındırıyor.
İlk yerleşimin Hurri-Mitanni dönemine kadar uzandığı varsayımı ve ardından gelen Asur, Urartu, Med ve Pers hâkimiyetleri ile Roma ve Bizans etkileri, Eğil’in tarihsel zenginliğini özetliyor. 639 sonrası dönem ise İslam hakimiyetinin başlangıcını işaret eder. Baraj nedeniyle bazı mahalleler ve tarihi yapılar sular altında kalırken, sular çekildiğinde baraj gölünün siluetinde bu yapıların bazıları netleşti. Özellikle Hazreti Elyesa Peygamberin türbesi ile camisi ve Caferiye Medresesi gibi yapılar, su altında kalanlar olarak kayda geçti.
Deran Hamamı ve çevresindeki kalıntılar da su altında kaldı; ancak dalışlar sırasında bu yapıların konumu belirginleşti. SAK ekiplerinin eğitim amaçlı dalışları, bulguları görüntüleyerek baraj gölünün altındaki tarihi mirası bir adım ileri taşıdı. Kayıtlarda Hazreti Elyesa Peygamberin türbesi ile yanında bulunan cami ile birlikte, Caferiye Medresesi ve Teke Mahallesi mezarlığı gibi unsurlar görülebilir durumda. Baraj suları çekildiğinde, bu eserlerin siluetleri daha net ortaya çıktı ve 2 bin 400 yıllık miras daha yakından incelenebilir hale geldi.
Baraj gölü altında kalan eserler, Eğil’in uzun ve zengin tarihinin birer kanıtı olarak duruyor. Sualtı arkeolojisi alanı, Türkiye’de hızla gelişiyor ve bu süreç, Eğil’deki kalıntıların daha derinlemesine incelenmesini mümkün kılıyor. Hazreti Elyesa Peygamberin türbesi ve civarındaki yapılar ile Hazreti Zülkifl Peygamberin türbesinin su altında kalması, yalnızca geçmişi değil, gelecekte yapılacak çalışmalar için de ilham veriyor.
Görüntüler ve bulgular, baraj gölünün altında kalan mimari ve nekropolün bütünlüğünü koruyabildiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, su yüzeyinin çekilmesiyle birlikte eserlerin siluetlerinin netleşmesiyle, bu bölgenin arkeolojik olarak ne kadar zengin olduğunun bir kez daha altını çiziyor. Bu çalışmalar, Türkiye’nin su altı arkeolojisi alanında kayda değer ilerlemeler kaydetmesi için somut bir adım olarak değerlendiriliyor.













