Bir süre önce özel bir hastanede süren tedavinin ardından aramızdan ayrılan usta sanatçı Haldun Dormen, 97 yıllık yaşamını Türk tiyatrosunun köşe taşlarından biri olarak geride bıraktı. 1928 doğumlu Dormen, sahne sanatlarına olan katkılarıyla “omurga hareketi”nin öncülerinden sayılan bir isim olarak hatırlanacak. Şişli’de başlayan yolculuğu, yıllar içinde uluslararası bir mücadeleyle şekillenen sanatsal pratikler bütünü hâline geldi.
İngiltere’de aldığı eğitim ve 1954 yılında dönüp Muhsin Ertuğrul’un yanında profesyonel kariyerine başlaması, Dormen’in sahneye olan bağlılığını pekiştirdi.
Bir duruşun adı: antiölüm Tiyatroya kendi adını taşıyan Dormen Tiyatrosu ile 1957’de başlayan macerası, Beyoğlu’nun dar odasında filizlenen bir sahne öyküsünün ana hatlarını çizdi. O dönemin eleştirel tanımlarıyla, oyunculuğu elle, yüze indirgenen klasik anlatıya karşı bedenin tümünü sahneye katarak yeni bir estetik sunuldu. Dormen, bu duruşu ile Türk seyircisine gerçek tiyatronun tadını aşılamayı başardı.
Altın çağ: 81 oyun, 75 direktörlük 1957–1972 arasındaki dönemi üretkenliğin zirvesi olarak nitelendirmek mümkün. Bu süreçte Dormen, 75 oyun yönetti ve 81 oyunda görev aldı; ayrıca yönettiği filmlerle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film ve en iyi senaryo ödüllerine ulaşarak sinema dünyasında da kalıcı izler bıraktı. Dormen Tiyatrosu, dönemin genç yeteneklerinin yetiştiği bir okul görevi gördü ve Erol Günaydın, Nisa Serezli, Metin Serezli, Gülriz Sururi ile İzzet Günay gibi isimler bu sahnelerde adlarını duyurdu.
Yollar Devleşir: sahnede ve sahnenin arkasında Türk tiyatrosuna kazandırdığı ilklerle, ustanın adını taşıyan birçok öğrencinin yetiştiği bu sahneler, genç oyuncu ve yaratıcı zihinlerin geliştiği bir laboratuvar niteliği taşıdı. Şahane Züğürtler (Tovarich), Dormen Tiyatrosu’nun efsaneleşmiş oyunlarından biriydi; Rusya’dan Paris’e uzanan öyküsünde soylu bir çiftin uşak olarak yaşam mücadelesini anlatır. Hisseli Harikalar Kumpanyası, Türk müzikal tiyatrosunun zirve noktalarından biridir ve ülkenin dört bir yanına kapalı gişe olarak yayılan bir başarıya dönüştü. Ayrıca Sokak Kızı İrma, Türkiye’de sahnelenen ilk büyük müzikallerden biri olarak Dormen’in öncülüğünü kanıtladı. Bit Yeniği ve Amadeus gibi yapıtlar ise onun sahne ve oyunculuk yetkinliğini pekiştirdi.
Sinemada Haldun Dormen dönemi, tiyatrodaki disiplini beyaz perdeye taşıyan bir geçiş olarak değerlendirilebilir. Bozuk Düzen (1965) yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı bu film, Antalya Altın Portakal’da en iyi film ile en iyi senaryo ödüllerine layık görüldü. Güzel Bir Gün İçin (1967) toplumsal duyarlılıklarıyla öne çıktı ve Altın Portakal ödüllü filmler arasındaki yerini korudu. Hüdaverdi – Pırtık (1971) ise hem sahnede hem ekranda Dormen’in çeşitli yönlerini gösterdi.












