Ankara Kalesi yakınlarındaki Emin Antik Sanat Merkezi, Kadri Atabaş ve Serap Selçuk Atabaş’ın kişisel sergilerini konuk ediyor. Kadri Atabaş’ın sulu boya çalışmalarıyla yaşamın içinden süzülen duyguları yansıtan 25 tablodan oluşan sergi, Serap Selçuk Atabaş’ın su altı dünyasını betimleyen yağlıboya ve akrilik çalışmalarını bir araya getiriyor. Açılışta, sanat ve medya dünyasının önde gelen simalarının yanı sıra pek çok davetli vardı.
“ZOR ÜLKEDE, ZOR KOŞULLARDA BİR TÜR KAÇAŞ” başlıklı bölümde Atabaşlar sulu boya ile çalışma sürecini ve bu tekniğe bakış açılarını paylaştı. Kadri Atabaş, yaşamının mimarlıkla iç içe geçtiğini ve resimli dünya ile kendi iç hesaplaşmasını bu teknikle ifade etmekten memnun olduğunu söyledi: “Sulu boya, beklenmedik anların ve ansallığın etkisini sevdiğim için bu yola yöneldim. Kendimi amatör olarak görüyorum; yaşamımı ressamlığa bağlamış değilim, ama resim bana kendi dünyamla hesaplaşma ve kaçış imkanı sunuyor.” Atabaş, çalışmalarının çoğunu, yaşamın akışındaki tedirginlik ve tekinsizlik hissini yansıtacak şekilde belirli bir betimleyici dil ile oluşturmaya çalıştığını ifade etti.
Kadri Atabaş, sergideki eserlerin bazılarını seçmenin güç olduğuna işaret ederek “Potemkin Zırhlısı” temasına değindi ve bu filmden ilham aldığını belirtti: “O an, Odessa merdivenlerinde gördüğümüz insanlık özeti bana kuvvet veriyor; kalıplaşmış tavırların karşısında bireylerin direnişini anlatan bir döneme işaret ediyor. Ayrıca seride benim için özel olan bir balık tablosu da bulunuyor.”
SERAP SELÇUK ATABAŞ: “50 YAŞIMDA DALMAYA BAŞLADIM” bölümünde serginin odak noktası dalgıçlıkla resim sanatını buluşturan Serap Selçuk Atabaş, çocukluğundan bu yana resim yaptığını, 28 eserin bulunduğu bu serginin undersea temaya odaklandığını belirtti. “Dalgıç olarak su altını fotoğraflıyor ve bu fotoğrafları resimlere dönüştürüyorum. Üç yıldızlı bir dalgıcıyım ve kedileri de resimlerimde öne çıkarmayı seviyorum. Su altı bana yeniden doğmuş gibi hissettiriyor; bu dünyayı izleyicilere aktarmaya çalışıyorum.”
BEKİR ÖDEMİŞ, ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Dairesi Proje Koordinatörü, serginin açılışında Atabaşların uzun ve saygın kariyerlerinden övgüyle söz etti. “Kadri Atabaş, mimarlık disiplinini taşıyan ve kent için değer yaratan bir isim; bugün burada sanatsal yönünü izliyoruz. Serap ise sanatçı kimliğini güçlü biçimde sürdüren bir ressam.” Ödemiş, Kadri Atabaş’ın Batıkent projesindeki katkılarına da değinerek, bu serginin yalnızca sanatçıya dair bir tanıklık olmadığını, kent ve belediyecilik bağlamında da önem taşıdığını kaydet.
PROF. DR. HASAN PEKMEZCİ, sergi hakkında değerlendirmesinde iki sanat alanını bir araya getiren bir deneyim gördüğünü ifade etti. “Bu sergide mimari ve yaşamdan kesitler, bireyin iç dünyasına dair figürlerle birleşiyor. Kadri’nin soyut yönleri bekleneni aştı; Serap’ın su altı ve kediler üzerinden kurduğu anlatım ise aynı derecede etkileyici.” Pekmezci, ayrıca kadim sanatsal bağları zenginleştiren bir diyalog kurulduğuna dikkat çekti.
Nazmi Bilgin, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye’nin entelektüel kapasitesine vurgu yaptı ve Kadri Atabaş’ın bu anlamda kent ve sanat dünyasına kattığı değeri öne çıkardı. “Entelektüellerin topluma katkısı, ülkenin ilerlemesinin anahtarıdır” diyen Bilgin, sergilerin iki ismin ortak vizyonunu yansıtması üzerinde durdu.
İki sergi de 2 Mart’a kadar Emin Antik Sanat Merkezi’nde ziyaretçilere açık kalacak.













