Ardında uzun bir araştırma geçmişi olan ve Ağrı Dağı çevresinde bulunan bazı şekillerin Nuh’un gemisine ilişkin olduğuna dair tartışmalar, güncel veriler ışığında yeniden ele alınıyor. Bölgedeki jeolojik formasyonlar, odun kalıntılarının ayrışmasıyla ortaya çıkan organik düzeylerdeki değişimler ve bitki örtüsünün rengi, arazi koşullarının alışılmadık olduğunu düşündürüyor. Ölçülerin kutsal kitaplarda tarif edilenlerle uyumlu çıkarımları, bilim insanları arasında yeni bir tartışma dalgasını tetikliyor.

Birçok yıl boyunca bu alanı yerinde inceleyen arkeolog Nezih Başgelen, hızlı geliştirilen teknolojilerin bu tür incelemelerde kritik rol oynadığını vurguluyor. Drone taramaları, lidar ve arazi radarları gibi yöntemler, elde edilen bulguları karşılaştırmalı biçimde ele alarak güvenilir sonuçlara ulaşmayı kolaylaştırabilir. Ayrıca bu alanın inanç turizmi ve dağcılık açısından küresel ölçekte büyük ilgi gördüğü de gün yüzüne çıkıyor. Bu nedenle bölge, koruma ve sürdürülebilir turizm arasındaki dengeyi koruyarak yeni araştırmalarla zenginleştirilebilir.
İlk iddiaların izleri Doğubayazıt’a bağlı Telçeker mevkinde, volkanik arazide buluna benzersiz gemi benzeri oluşturunun Nuh’un gemisi olduğuna dair öyküler, 1959–1960 yıllarında ortaya atıldı. Bölgenin haritasını çıkaran Yüzbaşı İlhan Durupınar, bu alanı gösteren fotoğrafları incelerken gemiye benzeyen bir form fark etti ve bu bulguyu Tevrat’taki tanımlarla karşılaştırdı. Dünya Kiliseler Birliği’nin görevlendirdiği bir ekip, 1960 yılında alanda inceleme yaptı ve netice olarak ilginç bulguların bulunduğunu aktardı. 1961’de Hayat dergisi, bu konuyu daha geniş kitlelere taşıdı ve fotograflar, bölgenin dünyaya daha yakından tanıtılmasını sağladı.
Ron Wyatt’ın çalışmaları 1980’lerde, ABD’den Ron Wyatt tarafından bölgede arazi radarları ve diğer ekipmanlarla taramalar yapıldığı belirtiliyor. Başgelen’e göre bu çalışmalar, bulguların yorumlanmasında önemli rol oynadı. 1989’da Wyatt’ın yayımladığı kitabında geminin İncil’de anlatılan boyutlarla uyumlu olduğuna dair iddialar öne sürüldü. Aynı süreçte, kritik kararlar doğrultusunda söz konusu alan, taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak korunması gereken bir doğal sit alanı olarak kabul edildi ve koruma altına alındı.
Telçeker’deki izlerin kültürel bağlamı Nuh’un gemisi efsanesi, Tevrat ve Tevhin anlatılarında yer alan tufan olayını temel alır. İnanç sistemleri bu geminin Ararat Dağı veya Kuran’daki Cudi Dağı’na oturduğunu belirtir. Zaman içinde pek çok gezgin ve araştırmacı, Anadolu topraklarında bu efsaneyi doğrulama çabasını sürdürmüşlerdir. Ağrı Dağı ise bu mitin geçtiği yerler arasında en çok bilinen bölge olarak öne çıkmaktadır. Bu konudaki farklı görüşler, hem arkeolojik hem de kültürel miras bağlamında bölgenin değerini daha da görünür kılıyor.













