Bir akşam Zorlu PSM %100 Studio’da başlayan ve yeniden Moda Sahnesi’nde buluşacak olan oyun, sahnede yaşanan bir serüveni anlatıyor. Gösterinin adı uzun olsa da izleyiciye bıraktığı duygular kısa ve net: sahnede hissettiğimiz gerçeklik, yaşamın kendisiyle iç içe geçiyor.
Sanatçının amacı ve çekişmesi bu metinde sadece kişisel bir arayış değil; toplumsal gerçekliğin, sınıf çatışmasının ve cinsiyet ilişkilerinin aydınlatıcı bir aynası olarak ortaya çıkıyor. Oyun, mülkiyetin ve toplumsal normların baskısını, belleğin hatıralarını ve unutmanın etkisini, kaçış arzusunu ve dürüstlüğü sorguluyor; bu sorgu, sahnede bir rüya ile gerçeğin iç içe geçtiği bir anlatı kuruyor. Albert Camus’un sözleriyle, toplumsal ezilimin konuşmaktan kaçınmadığı anlarda sanatın da bu konuları ele alması gerektiğini vurgulayan bir bakış açısı sergileniyor.
Oyunculuk ve sahne uyumu bu yapıtın temel başarısını oluşturan unsurlardan biri. İlk yapımı olan İstinaf Protokolü’nün katılımıyla 29. İstanbul Tiyatro Festivali’nde sergilenmiş ve izleyicinin dikkati üzerinde toplama gücünü göstermiştir. Müzik, ışık, dekor ve dramaturji unsurlarıyla kurulan bütünlük, seyirciyi boğmadan bir ailenin iç çatışmalarını merakla izleme hissi uyandırır. Komşu hissiyle izlenen bu kavga, sadece bireysel değil toplumsal bir manifesto olarak da okunabilir.
Oyuncu kadrosunun etkisi Onur Dikmen, Neslihan Arslan, Doğa Kahvecioğlu ve Murat Karasu’nun sahnedeki performansları, karakterlerin karmaşık duygularını inandırıcı bir şekilde yansıtıyor. Ferdi Çetin’in kaleme aldığı oyun için Görkem Şarkan yönetti ve dramaturji Noyan Ayturan’a emanet edildi. Yaratıcı ekipte dekor, kostüm, ışık, ses ve video gibi unsurlar da eserin görsel-işitsel bütünlüğünü güçlendiriyor.
İlişkiler ve inançlar yaratıcı Ferdi Çetin, oyunun merkezine ilişki biçimleri ve güven kaybını koyarak günümüzün dinamiklerini izleyicinin üzerinden düşünmesini sağlıyor. Karakterlerin geçmişle hesaplaşması ve günümüze uyarlanan motivasyonlar, sahnede canlı bir gerçeklik olarak ortaya çıkıyor; ana sorun, bir adamın köklerinden kopup büyüyememesi ve bu kopuşun günümüz yaşamında nasıl bir bağlam bulduğudur.













