Pazar, Mart 1, 2026
Entelektüel Dünya
  • Bilim
  • Sanat
  • Felsefe
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Göster
  • Bilim
  • Sanat
  • Felsefe
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Göster
Entelektüel Dünya
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Göster

Sanat, Politika ve Aile: Nicky Nadyoumi’nin Hikayesi

Entelektüel Dünya Yazar : Entelektüel Dünya
24 Ekim 2024
Kategori : Sanat
Okuma Süresi : 3 dakika
A A
Sanat, Politika ve Aile: Nicky Nadyoumi’nin Hikayesi
Share on FacebookShare on Twitter

Sanat ve Politikanın Çatışması

Günümüzde sanat ile politika arasındaki mesafe giderek açılmakta; bu durum, sanatın gerçeklerle yüzleşme yeteneğini göz ardı etmemizi sağlamaktadır. İşte bu aşamada, otokratik yönetimlerin sanat üzerindeki baskısının arttığı bir ortamda, cesur ve eleştirel sanat anlayışları hâlâ varlığını sürdürüyor. Bu tür bir sanat, yöneticilerin gözünü öylesine korkutuyor ki, ona değer vermemek için her türlü çabayı gösteriyorlar. İran kökenli sanatçı Nicky Nadyoumi’nin, Şah döneminden mollaların egemenliğine uzanan karmaşık yaşam öyküsü, bu duruma tipik bir örnek teşkil ediyor.

Karanlık Yüz

Nicky Nadyoumi’nin kızı Sara Nadyoumi, A Revolution on Canvas adlı belgeselinde babasının 1980 yılında Amerika’ya kaçtıktan sonra kaybolan yüz yapıtının izini sürüyor. Bu belgesel, hem İran’da giderek artan molla yönetiminin karanlık yüzünü gözler önüne seriyor hem de politik çalkantıların aile yaşamını nasıl parçaladığını gösteriyor. Nicky, Tahran’daki üniversite yıllarında Yahudi kökenli sanatçı Nahid Hagigat ile tanışıyor; Nahid, Nicky gibi genç ve yetenekli bir sanatçı olarak, özellikle kadın meselelerine duyarlılığı ile dikkat çekiyor. Nicky, İran’daki güncel olaylar üzerinde yoğunlaşıyor ve resimlerinde gerçek ile gerçeküstünü harmanlayarak özgün bir dünya yaratıyor.

Sanatçı, İran şahına karşı sergilediği duruşuyla öğrencilik yıllarında büyük ilgi topluyor, bu durum ona soruşturmalar ve bir süre hapis cezası gibi zorlayıcı deneyimler getiriyor. Çalkantılı yaşamı, Nahid ile evlenerek Amerika’da yeni bir başlangıç yapmasıyla bir ölçüde sakinleşiyor. Ancak 1979’da İran devrimi başladığında, devrimi desteklemek amacıyla kızı Sara ile yalnız kalan Nahid’in itirazlarına rağmen, Nicky İran’a geri dönüyor.

Vatan Haini

Tahran Modern Sanat Müzesi’nin müdüründen gelen bir sergi teklifi ile eserlerini sergileyen Nicky, serginin açılışının ertesi günü büyük bir baskınla karşılaşıyor. Sergideki eserleri yerle bir edilirken, Nadyoumi vatan haini ilan edilerek hedef gösteriliyor. Bu saldırganlığın temel nedeni, Nicky’nin bir resminde Humeyni’yi öfke dolu bir karakter olarak tasvir etmesi ve İslam devrimindeki şiddeti sorgulaması oluyor. Nicky, bu olayın ardından hızla Amerika’ya kaçmak zorunda kalıyor. Tahranlı sanatçılar, sonraki yıllarda da benzer saldırılara tanıklık etmeye devam ediyor.

Yıllar sonra belgesel yapımcıları, Kaliforniya’da o dönemde Tahran Modern Sanat Müzesi’nin müdürü olan kişi ile karşılaştıklarında büyük bir sevinç yaşıyorlar. Ancak, İran yönetimiyle devam eden ilişkisi nedeniyle müdür, ne Nicky’yi hatırlıyor ne de onun eserlerini.

Elde Kalan Sadece Fotoğraflar

Nahid ise, sanatına ihanet ederek ailesini geçindirmekten başka bir şey düşünemez hale geliyor. Yıllar geçmesine rağmen, yaşanan travmalar hala taze. “Monoteist dinler,” diyor, “sadece ve sadece kadınları ezmek, onlara yaşam hakkı tanımamak için tasarlanmışlardır.” Ataerkillik, yalnızca dinde değil, toplumun her alanında kendini hissettiriyor. Eğer öyle olmasaydı, Nahid de sanatından vazgeçmezdi.

Kaybolan eserler, Tahran’a gönderilen aracılarla müzenin deposundan çıkarılmak üzereyken, güvenlik güçleri tarafından ele geçiriliyor. Sonrasında molla yönetimi, böyle bir serginin asla yapılmadığını duyuruyor. Elde kalan tek şey, bu resimlerin fotoğrafları. Belgeseli izlerken, molla yönetiminin acımasızlığı, Nicky Nadyoumi’nin yaşadığı hayal kırıklığı, kaybolan sanat eserleri, sanatçının Tahran’dan kaçıp Miami’ye yerleşmesiyle yaşadığı kültürel şok, sürgün hayatı, bir ailenin parçalanışı ve Nahid’in ailesi için sanatından vazgeçmesi gibi temalar, izleyicinin yüzüne bir tokat gibi çarpıyor. Tüm bu izlekler, dinin ve ataerkilliğin yıkıcı gücünü gözler önüne seriyor.

Etiketler : aile parçalanmasıAtaerkillikbelgeselİrankadın haklarımolla yönetimiNicky Nadyoumipolitikasanatsanat eserlerisürgün hayatı
PaylaşTweet
Önceki Haber

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden Sürdürülebilir Sanat Sergisi

Sonraki Haber

Eğitbilim Araştırma Ödülü 2023 Kazananları Açıklandı

İlgili Haberler

Sanat, Müzik ve Film Etkinlikleriyle Dolu Bir Hafta

Sanat, Müzik ve Film Etkinlikleriyle Dolu Bir Hafta

23 Eylül 2024

Sanat, müzik ve film tutkunları için dolu dolu bir haftaya hazır olun! Farklı etkinliklerle dolu bu hafta, kültürel deneyimlerinizi zenginleştirecek....

Anita Taylor’ın ‘Moonbaker’ Sergisi Beşiktaş’ta Sanatseverlerle Buluştu

Anita Taylor’ın ‘Moonbaker’ Sergisi Beşiktaş’ta Sanatseverlerle Buluştu

30 Kasım 2024

Anita Taylor'ın 'Moonbaker' sergisi, Beşiktaş'ta sanatseverlerle buluşarak, izleyicilere eşsiz bir deneyim sunuyor. Sergideki eserler, sanatçının benzersiz tarzını ve yaratıcılığını gözler...

Dünya Şiir Günü Kutlamaları ve Etkinlikleri

Dünya Şiir Günü Kutlamaları ve Etkinlikleri

21 Mart 2025

Dünya Şiir Günü, edebiyatseverlerin bir araya geldiği özel bir gün. Bu etkinlikte, farklı şiir türleri sergilenecek, ünlü şairlerin eserleri okunacak...

ROFİFE Uluslararası Kısa Film Festivali’nde Genç Yetenekler Öne Çıktı

ROFİFE Uluslararası Kısa Film Festivali’nde Genç Yetenekler Öne Çıktı

29 Nisan 2024

Ufuk Üniversitesi'nde düzenlenen 16. ROFİFE Uluslararası Kısa Film Festivali'nde birbirinden etkileyici kısa filmler gösterildi ve ödüller sahiplerini buldu. Festival, sinema...

Yeni Dizi “The Paper” ile “The Office” Evrenine Dönüş

Yeni Dizi “The Paper” ile “The Office” Evrenine Dönüş

1 Mart 2025

Yeni dizi "The Paper" ile "The Office" evrenine dönüş yapın! Eğlenceli karakterler ve mizah dolu sahnelerle dolu bu yapım, ofis...

TRT’de Kadın Radyocuların Yüreği: Biz Radyoyu Çok Sevdik Belgeselinin Anlatımı

TRT’de Kadın Radyocuların Yüreği: Biz Radyoyu Çok Sevdik Belgeselinin Anlatımı

20 Eylül 2025

TRT’de kadın radyocuların yüreğini keşfedin: Biz Radyoyu Çok Sevdik belgeselinin anlatımıyla ilham veren bir yolculuk.

Sonraki Haber
Eğitbilim Araştırma Ödülü 2023 Kazananları Açıklandı

Eğitbilim Araştırma Ödülü 2023 Kazananları Açıklandı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler

Frankfurt Radyo Senfoni Orkestrası, Anne-Sophie Bertrand ile DenizBank Konserlerinde İstanbul’da buluştu

Frankfurt Radyo Senfoni Orkestrası, Anne-Sophie Bertrand ile DenizBank Konserlerinde İstanbul’da buluştu

28 Şubat 2026
ADSO DenizBank Konserleri: Atatürk Kültür Merkezi Aspendos’ta Verilen Set

ADSO DenizBank Konserleri: Atatürk Kültür Merkezi Aspendos’ta Verilen Set

28 Şubat 2026
CerModern’de Yeni Şimdi: Sınırları Zorlayan Çoklu Diller ve Yolculuklar

CerModern’de Yeni Şimdi: Sınırları Zorlayan Çoklu Diller ve Yolculuklar

28 Şubat 2026
Beyond the Vanishing Point: Ayasofya ve Panteon’un Diyalektiğiyle Venedik’te Bir Fotoğraf Yolculuğu

Beyond the Vanishing Point: Ayasofya ve Panteon’un Diyalektiğiyle Venedik’te Bir Fotoğraf Yolculuğu

28 Şubat 2026
İBB Şehir Tiyatroları Mart Programı: Klasikler ve Modernlerle Dopdolu Bir Aylık Sahne Sanatı

İBB Şehir Tiyatroları Mart Programı: Klasikler ve Modernlerle Dopdolu Bir Aylık Sahne Sanatı

28 Şubat 2026
L’attachement: Bağlılık Filminin Kendine Özgü Konusu ve Oyuncu Kadrosu

L’attachement: Bağlılık Filminin Kendine Özgü Konusu ve Oyuncu Kadrosu

28 Şubat 2026
  • Anasayfa
  • Künye
  • Hakkımızda
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • İletişim

© 2024 Entelektüel Dünya | Web Tasarım : Paragon Tasarım

Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Göster
  • Bilim
  • Sanat
  • Felsefe
  • Röportajlar
  • Köşe Yazıları

© 2024 Entelektüel Dünya | Web Tasarım : Paragon Tasarım