Selimiye Camii’nin restorasyon süreci, mevcut koruma uygulamalarının iktidar odaklı ve bakanlık güdümünde şekillendiğine dair eleştirileri beraberinde getiriyor. Bezemenin altında 16. yüzyıla ait olmadığını söyleyen görüşler, yeniden yazılan bir tarih anlayışını işaret ediyor ve mevcut kalem işlerinin yeniden yapılmasının yanlış yönlendirme olduğunu savunuyor.
Uluslararası ve ulusal koruma belgeleriyle çelişen bu müdahalenin, UNESCO statüsünü riske atabileceği endişesi dile getiriliyor. Edirne İdare Mahkemesi’nin kararında, onaylı projeye ilişkin belgelerin 30 gün içinde sunulması talep edildi; ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı bu süre zarfında gerekli evrakları göndermedi.
Restorasyon konusundaki tartışmalara mimar Prof. Dr. Zeynep Ahunbay yargısal ve tarihsel bir bakış getirdi; kubbenin tarihî katmanlarının farklı dönemlerde onarılmış olması gerektiğini vurguladı ve 16. yüzyıla sabitlenmiş bir bezemenin olmadığını belirtti. Ahunbay, “Bezemeleri yeniden yapmak, tarihi yeniden yazmaktır; bu yaklaşım UNESCO ve dünya mirası değerleriyle uyumlu değildir” dedi. World Heritage bağlamında değerlendirildiğinde, dünya mirası olan yapılar için eklerin ve farklı katmanların korunması gerektiğini altını çizdi.
ANITYAPI TASARLANABİLECEK BİR NESNE DEĞİL başlığı altında konuşan Korhan Gümüş, korumanın iktidar güdümünden bağımsız olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Kurullar ve danışma organları kamu tarafı ile olan ilişkilerini yeniden düzenlemek yerine, bağımsız ve uzman temelli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Gümüş, mevcut mekanizmaların kariyer ve ideolojik yönelimlerle şekillenmesinin, fikir özgürlüğünü ve deneysel miras kavramını zedelediğini belirtti ve projelerin miras değerlerini aşındırdığını vurguladı.
‘DANIŞMA KURULU TOPLANMALI’ ifadesiyle, Selimiye Camii için kurulan Danışma Kurulu’nun acil olarak toplanması ve süreci izleyerek kamuoyuyla paylaşması talep ediliyor. 1568 yılında başlayan inşa süreci ve 1575’te ibadete açılışı, 2011’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmesiyle önem kazanıyor. Onaylı kubbe içi kalem işi projesi yerine farklı bir restitüsyon önerisinin gündeme getirilmesi, çevrelerden yoğun tepkilere yol açtı ve koruma mevzuatıyla birlikte uluslararası bağlar üzerinden ele alınıyor.
NEZİH BAŞGELEN (Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Yöneticisi) konunun tarihsel, bilimsel ve etik yönlerini vurguluyor. Venedik Tüzüğü’nün maddelerinden hareketle şu noktalara dikkat çekiliyor: onarım, özgün malzemenin ve belgelerin güvenilirliğine bağlıdır; gerektiğinde çağdaş teknikler kullanılabilir; farklı dönemlerin izi taşıyan yapılar için kararlar dikkatli şekilde alınmalı; ve eklemeler yapıda uyum ve bütünlük açısından dikkatle yönetilmelidir.
Venedik Tüzüğü’nün Edirne Selimiye’de Gözardı Edilen Maddeleri bölümünde ise, onarım sürecinin bilimsel verilerle ve tarihsel belgelerle desteklenmesi, özgün malzemenin korunması ve farklı dönemlerin etkilerinin dengeli değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Madde 9’dan 13’e uzanan çerçeve, herhangi bir müdahalenin konumunu, malzeme tercihlerini ve estetik bütünlüğü gözetmesi gerektiğini belirtir.













