Edinilen bilgiler doğrultusunda Selimiye Camisi, Mimar Sinan’ın başyapıtı olarak sadece Edirne’nin değil, tüm Osmanlı mimarisinin de en önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Restorasyon sürecinin devam ettiği şu dönemde uzmanlar, iskeleler tamamen kaldırılarak ziyaretçilerin yapıyı özgürce görebilmesi gerektiğini vurguluyor. Bakanlık tarafından paylaşılan gelişmeler ise yakın zamanda iskelelerin kaldırılacağını ve caminin ziyaretlere açılacak şekilde hazır hale geleceğini işaret ediyor.

Görüşlerini paylaştıkları arasında, restorasyon sürecini eleştiren bilim insanları ve uzmanlar, kubbe ile ilgili yapılan uygulamaların tarihsel özgünlük ve bilimsel standartlar açısından dikkatle ele alınması gerektiğini belirtiyor. Birçok uzman, kamuya açık bir alanda yürütülen çalışmaların şeffaflık ve hesap verebilirlik çerçevesinde sürdürülmesini talep ediyor.
Güçlü bir talep olan “kubbe restorasyonunun artık sonuçlandırılması ve açık alan olarak ziyaretçilere yeniden açılması” yönündeki çağrılar, restorasyon projelerinin çok dikkatli ve bilimsel temellere dayandırılması gerektiğini hatırlatıyor. Bu görüşler, restorasyonun teknik yönleri kadar toplumsal ve kültürel miras açısından da önem kazanıyor.
Anlatılan süreç, kamuoyunda olağanüstü bir duyarlılık yarattı. Edirne bölgesindeki akademi temsilcileri ve uluslararası standartları benimsemiş kurumlar, mevcut planlanan değişikliklerin
tarihsel katmanları nasıl etkilediğini sorguluyor ve “kubbeye yönelik müdahalelerin, tarihsel özgünlüğün korunması ilkesine uygun olması” gerektiğini vurguluyor. Bu çerçevede, betonarme yapılar veya estetik müdahalelerin, iç yüzey süslemelerinin özgünlüğünü tehlikeye atmaması için duyulan endişe artıyor.
Sonuç olarak, Selimiye Camisi’nin ana kubbesiyle ilgili yaşananlar sadece teknik bir mesele olmayıp, koruma bilimi ile kamu yararı arasındaki dengeyi test eden önemli bir tartışmayı temsil ediyor. Kamuoyunun talepleri, onarımın ulusal ve uluslararası ziyaretçilere açık bir şekilde sürdürülmesi gerekliliğini güçlendiriyor.













