Çukurbostan Sarnıcı’nın üzerinde yükselen Vefa Stadyumu için yıkım çalışmaları sürerken, Bizans dönemiyle bağlantılı olan Aetios Sarnıcı veya Çukurbostan olarak bilinen arkeolojik alan, eski adıyla Karagümrük Stadyı bugün ise Yeni Stad Projesiyle gündeme geliyor. Projeye karşı şehir plancılarını ve restorasyon alanında çalışan meslek odalarını harekete geçiren tepkiler, bölgedeki tarihi varlığın korunması gerektiği yönünde yoğunlaşıyor.
AETİUS SARNICI başlığı altında, Fatih Belediyesi’nin Karagümrük Stadı için belirlenen alanda İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun onay verdiği planlar ile ilgili olarak eleştiriler öne çıkıyor. Şahin, arkeolojik alanın ortasında ufak bir alan olarak sunulan araştırma çalışmalarının yeterli veriyi ortaya koymadığını ve otopark için bölgenin adeta şantiye haline getirildiğini ifade ediyor. Bu durum, 1500 yıllık verilerin barındırdığı bölgenin ağır hasar riski taşıdığı gerekçesiyle tepkilere yol açıyor. “Bölgeyi korumak için denetim mekanizmaları ve müdahaleler daha sıkı olmalı” diyen Şahin, mevcut kararların kaldırılması ve yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
YETKİLİLER SESSİZ kısmında ise kurumların tepkileri hakkında sessiz kalması eleştiri konusu oluyor. Şahin, şehir plancıları ve mimarlar odası gibi meslek odalarının bu tip vahim durumlarda yeterince aktif olmadığını belirtiyor. Ayrıca İstanbul Alan Yönetim Başkanlığı’nın ve ilgili uzman imzaların sorumluluklarına dikkat çekerek, karar alma süreçlerinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemine vurgu yapıyor. Şahin, Roma mimarisinin üç ana sarnıcından biri olan Aetius Sarnıcı’nın tüm duvarlarına betonarme kuşaklama yapılmasının planlandığını ve arkeolojik değeri olan parsellerde bilimsel kazıların yapılmadan bu tür yoğun inşa çalışmalarına gidilmesini endişe verici buluyor.
İstanbul’un tarihi yarımadasında kültürel varlıklarımızın korunması gerektiğini ısrarla vurgulayan Şahin, mega bir kentte insanların temel ihtiyaçlarının giderilmesinin bir devlet görevi olduğuna dikkat çekiyor. Ancak bu süreçte bilimsel ve planlı koruma yaklaşımının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor. İCO MOS Türkiye Milli Komitesi ve ilgili akademisyenlerin bu konudaki sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini belirtiyor ve uluslararası ilkeler doğrultusunda yükümlülüklerin yerine getirilmesini talep ediyor.
‘ŞEFFAFLIK YOK’ başlığı altında Serkan Akın, inşaat alanındaki hafriyat çalışmalarını sürdürürken projenin 2 kat kapalı otopark içereceğini söyleyen yetkililerin açıklamalarında şüphe uyandırdığını belirtiyor. 1987’de tescil edilen 2567 Ada 35 parsel ile sonrasında 74 parselin 2020 yılında eklenmesiyle koruma altına alınan alanların 2025 yılında yeniden düzenlemelerle Karagümrük Vefa Stadı projesine dahil edilmesi tartışma konusu oluyor. Yapının bir bütün olarak ele alınması gerekirken yalnızca duvarların korunduğu yaklaşımın neden benimsendiği ve zemin altı uygulamalarının bağımsız denetimlerle açıklanmaması eleştiri noktası olarak öne çıkıyor. Söz konusu süreçler toplum ve ilgili paydaşlar tarafından dikkatle izlenmelidir.













