Kültürel ve eğitimsel alanlarda yaşanan şiddet vakalarının artmasına karşı, Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi bir basın açıklaması yayımladı. Bu mesajda, eğitim ortamlarında görülen olayların yalnızca güvenlik meselesi olmadığını; toplumsal iyileşmenin dört temel kaynağı olarak kütüphanelerin rolünün altı çizildi. Hoşgörü, eleştirel düşünce ve birlikte yaşama kültürü kavramsal çerçevesi üzerinden, kütüphanelerin sadece kitap barındıran mekânlar olmadığını, aynı zamanda bu değerlerin yeşertildiği güvenli limanlar olarak tanımlandığı vurgulandı.

Belgede, gençlerin empati kurma becerilerinin güçlendirilmesinde kütüphane çalışanlarının kilit bir fonksiyon üstlendiği ifade edildi. Bibliyoterapi ve nitelikli yayınlar aracılığıyla farklı yaşam deneyimlerini anlama kapasitesinin artması, şiddetin önlenmesine katkı sağladığına işaret edildi.
Üçüncü mekân olarak kütüphaneler kavramı da geniş biçimde ele alındı. Gençlerin yargısız bir şekilde var olabildiği sosyal alanlar sunan bu mekânların aidiyet duygusunu güçlendirdiği; şiddet yerine toplumsal üretimi teşvik eden bir dinamik yarattığı belirtildi. Ayrıca bilgi okuryazarlığının, dezenformasyon ve nefret söylemine karşı bilinçli savunma hattı kurmada kilit rol oynadığı bildirildi. Kütüphaneler aracılığıyla erişilebilir olan ücretsiz kaynaklar ise fırsat eşitliğini destekleyerek sosyal adaletin güçlenmesine katkıda bulunuyor.
Dernek, yerel yönetimlerle iş birliğinin güçlendirilmesini, eğitimcilerin ve karar vericilerin kütüphaneleri toplumsal iyileşme merkezleri olarak daha etkin kullanmalarını talep ediyor. Okul kütüphanelerinin canlandırılması ve kütüphanecilerin toplumsal rehberlik rolünün güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu. Sonuç olarak, kütüphanesi zengin, kütüphanecisi aktif olan bir toplumsal yapıdaki şiddet, kelimelerin ve diyalogun gücüyle yer değiştirecek bir süreç olarak öne çıktı.













