İstanbul Modern’de düzenlenen basın toplantısında, Küresel Sürdürülebilir Mimarlık Ödülü Programı’nın kurucu başkanı Prof. Dr. Jana Revedin ve 2026 ödülünü paylaşan mimarlar sahne aldı. Çeşitli ülkelerden katılan isimler arasında Ye Man ve ZSYZ’nin kurucusu Çin, Doan Thanh Ha’nın H&P Architects kurucu ortağı olarak Vietnam, Loreta Castro Reguera ve José Pablo Ambrosi’nin Taller Capital kurucuları olarak Meksika, Andreas Kipar’ın Almanya/İtalya kökenli LAND’in kurucu ortaklığı ve şehir plancılığı tecrübeleriyle öne çıkıyor. Zoom üzerinden katılan Amelia Tavella Architects’in kurucusu Amelia Tavella ise Fransa’daki projelerden edindiği deneyimleri paylaştı. Projelerin ortak paylaşımı, doğal malzemeleri—özellikle taş ve ahşapı—olabildiğince kullanarak insanların doğayla iç içe, ferah ve pozitif enerji veren mekanlarda yaşamaları yolunda şekilleniyor.

Toplantıda, MSGSÜ’de 2010 yılında ders vermiş olan Prof. Dr. Revedin, mimarlık dönüşümünün İstanbul’un çok katmanlı yapısıyla uyumlu olduğuna işaret etti. “Bu yıl inşa etmekte olduğumuz ortak payda şu: dört akademik kurumdan biri olan MSGSÜ’nün ev sahipliğinde İstanbul’da bir araya geldik. Normalde ödül sahiplerini Venedik Bienali’nde ağırlıyoruz, bu sefer eğitim ortaklarımızı da gezdirmek istedik. İstanbul, ilk denememiz oldu ve ödül sahiplerinin buraya gelmekten büyük heyecan duyduğunu görüyorum,” dedi.
Gelecek yılın temasını belirleyen Revedin, dünyadaki siyasi gelişmeler ve savaşlar nedeniyle “Mimarlık Eşitliktir” yönünde bir çerçevenin benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Programın amacı üzerine konuşurken, bilgiyi paylaşmanın sadece teknik verileri aktarmakla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kuşaklar arasındaki farklı bakış açılarını, ülkeler arasındaki benzerlikleri ve kaygıları da birlikte tartışmayı hedeflediğini belirtti. Bu paylaşım, mimarlık, peyzaj mimarlığı, şehir plancılığı ve tasarım düşüncesini kapsayan geniş bir yelpazede gerçekleşiyor.
İstanbul’un geleceğini değerlendiren Alman kökenli şehir plancısı Andreas Kipar, megakent olarak İstanbul’un özel zorluklarını ve çözüm önerilerini şu sözlerle özetledi: iklim uyumu, kamusal alanlara erişim ve kıyı alanlarının entegrasyonu gibi konular, şehirleri sadece projelerle değil, kapsamlı bir vizyonla dönüştürme gerekliliğini ortaya koyuyor. Kipar, büyük bir fikrin başlangıcının gerektiğini, ardından pek çok küçük projenin bu vizyon etrafında uyum içinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle Paris’in trafiği azaltıp yeşili çoğaltan ve şehir yaşamını daha yaşanabilir kılan öncü yaklaşımından ilham aldığını belirtti; asıl başarıyı, bu büyük fikrin arkasında bir “şef”in koordinasyonuyla ortaya çıkacak bir senfoni olarak gördüğünü ifade etti.












