Kapadokya, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almasına rağmen hızla artan yapılaşmanın etkisi altında. Özellikle Uçhisar Kalesi yamacında yükselen yeni bir otel inşaatı, bölgenin tarihi dokusunu tehdit ediyor ve konut-rekabet arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıyor. Mimar Yusuf Nergiz’e göre alan kentsel sit alanı içinde kalıyor ve onay süreçleri bir dizi kurumu kapsıyor; dışardan görüldüğünün aksine işler basitçe ilerlemiyor. Alan Başkanlığı başta olmak üzere Yapı Denetim ve belediyelerin onayları bir arada değerlendiriliyor ve kararlar buna göre şekilleniyor.

Uzmanlar ve arkeologlar bu tabloya tepkili. Görselde de dikkat çekilen parselin, Kapadokya’nın en yüksek kayanın bulunduğu noktaya kadar uzanması, bölgenin doğal ve kültürel mirasını tehdit eden bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Uzman mimar Korhan Gümüş ile Arkeolog Nezih Başgelen, Kapadokya’nın değerlerinin yalnızca piyasa mantığıyla yönetilemeyeceğini vurguluyorlar. “DEĞERLER BÖYLE YÖNETİLEMEZ, YALNIZCA KAYBEDİLİR” sözleriyle mevcut yönetim biçimine eleştirel yaklaşım sergiliyorlar.
KORHAN GÜMÜŞ (Uzman Mimar) Koruma kurulları ve belediyelerin rolünün net olmaması eleştirisini sürdürürken, mevcut koruma mekanizmalarının dar açıyla bakmasına dikkat çekiyor. Bu yaklaşımın, mevcut değerleri korumaktan çok engellemeye dönüştüğünü savunuyor. “Bir bölge, dünya standartlarında hakemlik ve bağımsız yönetim organlarıyla hareket ederse, alan yönetimi sağlıklı işleyecek ve yerel yönetimlerle uyumlu bir yapı kurulacaktır” diyor. Bu süreçte bağımsız kurumların ve uluslararası deneyimin eksikliği, alanın korunmasını güçleştiren ana sorunlardan biri olarak gösteriliyor.
NEZİH BAŞGELEN (Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Başkanı Arkeolog) Kapadokya’daki betonlaşma dikkat çekici bir tehdittir. UNESCO kriterleri ve Avrupa Peyzaj Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülükler ile yerel mevzuat arasındaki uyumsuzluklar artıyor. Sürdürülebilirlik açısından bakıldığında, kontrolsüz yapılaşmanın başta benzersiz peyzajlar olmak üzere ülke ve dünya turizminin değerlerini geri dönülmez biçimde zedeleyebileceği uyarısı yapılıyor. Unesco Dünya Mirası alanlarını koruma sorumluluğu sadece bölgesel değil, küresel bir boyuttur ve bu sorumluluk, her kararın titizlikle ele alınmasını gerektirir.












